haydut

hayat2

Ar ḥayāṭ حَيَاط z [#ḥwṭ faˁāl çoğ.] 1. duvarlar, çitler, 2. çitle çevrili avlu, dış duvar içinde fakat ev kapısı dışında olan alan Ar ḥāˀit حَائِت z [t.] çevre duvarı, çit +āt Ar ḥāṭa حَاطَ zçitle çevirdi, kuşattı

hayati

Ar ḥayāˀa(t) hayat

haybe

Ar χayba(t) خيبة z [#χyb faˁla(t) ] düş kırıklığı, kaybediş, fiyasko Ar χāba düş kırıklığına uğramak, boşa çıkmak

haydari

öz ḥaydar Erdebil şeyhi, Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. 1488) Ar ḥaydar حيدر z [#ḥdr] arslan

haydi

<< TTü hay de! ünl ha/hay teşvik ünlemi

haydut

[ Andreas Tietze, Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati, 1596]
Budin χalkı üske (?) deŋlü serpindüsi gelür, haydut gelüb hây dut! déyince memleket alur. [ Meninski, Thesaurus, 1680]
haydūd: Miles pedestris Hungaricus [Macar piyade askeri] [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
Cümle reˁāyāsı āşikāre haydūdlardır [haramilerdir] kim kārbān bozarlar

≈ Mac hajdúk [çoğ.] Mac hajdú başıbozuk asker, akıncı

Not: Karş. Sırp/Arn hajduk, Rom haiduc, Bul haidut/haiduk, İt aiducco "eşkiya, çeteci". 1580 dolayında Osmanlı idaresi altında türeyen Macarca sözcüğün nihai kökeni açık değildir. • Kamus ve Sıhah'a göre Ar ḥaydūda(t) حيدودة , ḥāda "yoldan çıktı, saptı" fiilinin masdarıdır. Lane sf. I.684. Macarca sözcüğün bir şekilde Arapça kökenli bir Osmanlı idari tabirinden türemiş olması mümkün görünüyor.


12.08.2017
hayhay

ünl

hayhuy

ünl hay bağırma sesi

hayıf

Ar ḥayfā حيفا zyazık! (ünlem) Ar ḥayf حَيْف z [#ḥyf faˁl msd.] zulüm, günah Ar ḥāfa حَافَ zzulmetti, haksızlık yaptı

hayır

Ar χayr خَيْر z [#χyr faˁl msd.] 1. iyi, daha iyi, tercih edilen, 2. iyilik Ar χāra خَارَ zseçti, tercih etti

hayırhah

§ Ar χayr خير ziyilik Fa χʷāh خواه zisteyen