heyamola

heva

Ar hawā هوَى z [#hwy] heves, arzu Ar hawā هَوَا zarzuladı, heves etti

heval

Kürd heval arkadaş, yoldaş ≈ OFa hamāl a.a. OFa ham beraber

hevenk

Fa āvang آونگ zasılı şey, asma, salkım Fa āvīχtan, āvīz- آويختن, آويز zasılı olma, sarkma

heves

Ar hawas هوس z [#hws faˁal msd.] 1. gelip geçici ruh hali, fantezi, cinnet, 2. boş şeylerle oyalanma Ar hawisa şaşırdı, delirdi

hey

ünl uyarı ünlemi, nara sesi

heyamola

heya mola [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
eyyā moli, yā mola diyerek gemilerden toplar atarak [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
eyyām: (...) 3. Gemiye müsaid rüzgâr. Eyyam ola (zebanzedi: heya mola) gemicilerin demir alırken söyledikleri bir persengdir.

<< TTü eyyām ola yolun açık olsun (gemici deyimi)

 eyyam


11.05.2015
heybe

Ar ḥaḳība(t) حقيبة z [#ḥḳb faˁīlā(t) sf. fem.] çanta, yol torbası, dağar Ar ḥaḳaba حقب zsıkıldı, boğuldu

heybet

Ar hayba(t) هيبة z [#hyb faˁla(t) msd.] korkma, korkunçluk, azamet Ar hāba هاب zkorktu, huşu ve saygı duydu

heyecan

Ar hayacān هيجان z [#hyc faˁalān msd.] öfke ve telaşa kapılma, kızışma Ar hāca هاج ztoz kaldırdı, öfke veya telaşı kızıştı

heyelan

Ar haylān هَيْلان z [#hyl faˁlān msd.] kum döküntüsü Ar hāla هَالَ zkum döküldü, yığıldı

heyet

Ar hayˀa(t) هَيىٔة z [#hyA faˁla(t) mr.] biçim, bileşim, organizma, organizasyon Ar hāˀa هاء zderdi, derledi