heybet

hevenk

Fa āvang آونگ zasılı şey, asma, salkım Fa āvīχtan, āvīz- آويختن, آويز zasılı olma, sarkma

heves

Ar hawas هوس z [#hws faˁal msd.] 1. gelip geçici ruh hali, fantezi, cinnet, 2. boş şeylerle oyalanma Ar hawisa şaşırdı, delirdi

hey

ünl uyarı ünlemi, nara sesi

heyamola

<< TTü eyyām ola yolun açık olsun (gemici deyimi)

heybe

Ar ḥaḳība(t) حقيبة z [#ḥḳb faˁīlā(t) sf. fem.] çanta, yol torbası, dağar Ar ḥaḳaba حقب zsıkıldı, boğuldu

heybet

[ Codex Cumanicus, 1303]
gloria: haybat (...) yenä haybatbile kelmaktrur tirilerni ölilerni yargulamaa [yine haşmet ile gelecektir dirileri ve ölüleri yargılamağa] [ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
şeχüŋ heybetin görecek kişi / unıdur sözi vü yaŋılur işi

Ar hayba(t) هيبة z [#hyb faˁla(t) msd.] korkma, korkunçluk, azamet Ar hāba هاب zkorktu, huşu ve saygı duydu

Benzer sözcükler: heybetli

Bu maddeye gönderenler: mehabet


20.02.2020
heyecan

Ar hayacān هيجان z [#hyc faˁalān msd.] öfke ve telaşa kapılma, kızışma Ar hāca هاج ztoz kaldırdı, öfke veya telaşı kızıştı

heyelan

Ar haylān هَيْلان z [#hyl faˁlān msd.] kum döküntüsü Ar hāla هَالَ zkum döküldü, yığıldı

heyet

Ar hayˀa(t) هَيىٔة z [#hyA faˁla(t) mr.] biçim, bileşim, organizma, organizasyon Ar hāˀa هاء zderdi, derledi

heyhat

Ar hayhāt هيهات zgitti!, yazık! (ünlem)

heykel

Ar haykal هيكل z [#hykl q.] büyük yapı, abide, anıt, tapınak İbr/Aram hēkāl הכל zsaray, tapınak Akad ēkallu saray Sumer e-gal büyük ev