huş

husar

Mac huszár başıbozuk süvari, akıncı Sırp χusar хусар zakıncı, korsan Lat cursarius a.a.

husul

Ar ḥuṣūl حُصُول z [#ḥṣl fuˁūl msd.] üreme, oluşma, elde edilme Ar ḥaṣala حَصَلَ züredi, elde edildi

husumet

Ar χuṣūma(t) خصومة z [#χṣm fuˁūla(t) msd.] düşmanlık, hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme Ar χaṣama خصم zçatıştı, karşı geldi

husus

Ar χuṣūṣ خصوص z [#χṣṣ fuˁūl msd.] 1. bir şeyin veya birinin payına düşme, ayrılmış olma, özel olma, 2. ayrıcalık, özellik Ar χaṣṣa خَصَّ zseçti, ayırdı, ayırdetti, pay etti

husye

Ar χuṣya(t) خصية z [#χṣy fuˁla(t) mr.] testis

huş

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
ġūş: Betula. [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
hūş هوش: (Fa. ġūş'dan) bir nevi akça ağaç.

Fa ġūş غوش zakça ağaç veya kayın, betula

Not: Karş. Moğ kusu (a.a.), ETü koġuş "huş ağacından yapılan bir aygıt". Farsça sözcük bir Asya dilinden alıntı olabilir.


04.12.2017
huşu

Ar χuşūˁ خشوع z [#χşˁ fuˁūl msd.] tevazu, alçak gönüllülük Ar χaşaˁa خشع ztevazu ve saygı gösterdi

huşunet

Ar χuşūna(t) خُشُونة z [#χşn fuˁūla(t) msd.] sertlik, haşinlik Ar χaşuna خَشُنَ zkaba saba idi

hutbe

Ar χuṭba(t) خُطبة z [#χṭb fuˁla(t) mr.] formel konuşma, söylev, Cuma günü camide yapılan söylev Ar χaṭaba خَطَبَ znutuk söyledi

huy

Fa χū/χūy خوى ztabiat, karakter << OFa χōg a.a.

huzme

Ar ḥuzma(t) حزمة z [#ḥzm fuˁla(t) mr.] bir kucak dolusu (odun, ekin), demet Ar ḥazama حزم zbağladı, iki koluyla kucakladı