huy

husye

Ar χuṣya(t) خصية z [#χṣy fuˁla(t) mr.] testis

huş

Fa ġūş غوش zakça ağaç veya kayın, betula

huşu

Ar χuşūˁ خشوع z [#χşˁ fuˁūl msd.] tevazu, alçak gönüllülük Ar χaşaˁa خشع ztevazu ve saygı gösterdi

huşunet

Ar χuşūna(t) خُشُونة z [#χşn fuˁūla(t) msd.] sertlik, haşinlik Ar χaşuna خَشُنَ zkaba saba idi

hutbe

Ar χuṭba(t) خُطبة z [#χṭb fuˁla(t) mr.] formel konuşma, söylev, Cuma günü camide yapılan söylev Ar χaṭaba خَطَبَ znutuk söyledi

huy

[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250 (1444)]
köki körklüg erniŋ χūyı körklüg ol [kökü güzel olanın huyu güzeldir] huylanmak [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
huylanmak: 1. Kötü huy peyda etmek, hırçın olmak. 2. Darılmak, gücenmek. (...) huysuz: Kötü huylu. huylanmak [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
huylanmak: 1. İçine korkulu şüphe düşmek. 2. Olmıyacak bir sebepten sinirlenmek. 3. (Hayvan) ürkek ve huysuz olmak.

Fa χū/χūy خوى ztabiat, karakter << OFa χōg a.a.

Benzer sözcükler: huylanmak, huylu, huysuz


14.02.2020
huzme

Ar ḥuzma(t) حزمة z [#ḥzm fuˁla(t) mr.] bir kucak dolusu (odun, ekin), demet Ar ḥazama حزم zbağladı, iki koluyla kucakladı

huzur

Ar ḥuḍūr حضور z [#ḥḍr fuˁūl msd.] 1. hazır olma, mevcut olma, şimdi ve burada olma, 2. yerleşik olma, göçebe olmama, 3. rahat, asayiş Ar ḥaḍara حضر zhazır idi, durdu (hareketli ve seferi zıddı)

hüccet

Ar ḥucca(t) حجّة z [#ḥcc fuˁla(t) ] belge, mahkemede delil

hücre

Ar ḥucra(t) حجرة z [#ḥcr fuˁla(t) mr.] kapatılmış yer, oda Ar ḥacara حجر zkapattı, yasakladı

hücum

Ar hucūm هجوم z [#hcm fuˁūl msd.] üstüne varma, saldırma Ar hacama هجم züstüne vardı, saldırdı