irdele|mek

iptila

Arapça blw kökünden gelen ibtilāˀ إبتلاء z "sınav, zorluklarla imtihan edilme" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça balā بَلَا z "sınadı, sıkıntı ve mihnet verdi" fiilinin iftiˁāl vezninde (VIII) masdarıdır.

irade

Arapça rwd kökünden gelen irāda(t) إرادة z "isteme, istek" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça rāda رَادَ z "peşinden gitti, aradı, istedi" fiilinin ifˁāla(t) vezninde (IV) masdarıdır.

irap

Arapça ˁrb kökünden gelen iˁrāb إعراب z "Arapça sözcüklerin kurala uygun çekme, noktalama" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ˁarab "Arap" sözcüğünün ifˁāl vezninde (IV) masdarıdır.

irat

Arapça wrd kökünden gelen īrād ايراد z "1. getirme, gelir getirme, bir konuyu gündeme getirme, 2. gelir" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça warada ورد z "vardı, geldi" fiilinin ifˁāl vezninde (IV) masdarıdır.

irca

Arapça rcˁ kökünden gelen ircāˁ إرجاع z "rücu ettirme, geri döndürme" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça racaˁa رَجَعَ z "rücu etti, geri geldi" fiilinin ifˁāl vezninde (IV) masdarıdır.

irdele|mek
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

Eski Türkçe: irtemek [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
er ışıġ irtēdi: ṭalaba'l-amr wa tabiˁahu [[işi istedi ve aradı. 'İstedi' aynı anlama gelir.]] Türkiye Türkçesi: irdemek [ Kul Mes'ud, Kelile ve Dimne terc., 1347 yılından önce]
imdi dilerven kim bu işi soram irdeyem Yeni Türkçe: irdelemek "tedkik etmek" [ Cumhuriyet - gazete, 1935]
Fakültedeki derslerde not tutulduğu gibi irdelemek (tetebbu etmek) için de ilim kitabı yoktu.

Köken

Eski Türkçe irte- "izlemek, aramak" fiilinden Türkiye Türkçesinde +AlA- ekiyle türetilmiştir. Eski Türkçe fiil Eski Türkçe iz sözcüğünden Eski Türkçe +dA- ekiyle türetilmiştir.

Daha fazla bilgi için iste- maddesine bakınız.

Ek açıklama

Eski Türkçe izde-/iste- fiilinin varyant biçimidir. Ünsüz öncesi pozisyonda /z/ > /r/ bozunumu görülür. • Anadolu ağızlarında yaşayan sözcük Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarıldı.

Benzer sözcükler

irdelenmek


04.10.2017
irfan

Arapça ˁrf kökünden gelen ˁirfān عِرْفَان z "bilme, bilgi, özellikle pratik bilgi, usul ve örf bilgisi" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ˁarafa عَرَفَ z "bildi, tanıdı, ayırt etti" fiilinin fiˁlān vezninde masdarıdır.

iri

Eski Türkçe érig veya irig "büyük, kaba" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe ér- "yetişmek, olmak" fiilinden Eski Türkçe +I(g) ekiyle türetilmiştir.

iridyum

Yeni Latince iridium "bir element" sözcüğünden alıntıdır. (İlk kullanımı: Smithson Tennant, İng. kimyacı (1761-1815).) Latince sözcük Eski Yunanca íris, irid- ίρις, ιριδ- z "gökkuşağı" sözcüğünden +ium ekiyle türetilmiştir.

irin

Eski Türkçe iriŋ veya yiriŋ "cerahat, çürüme" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe irin- "çürümek" fiilinden Eski Türkçe +I(ğ) ekiyle türetilmiştir.

iris

Fransızca iris "1. gözün renkli kısmı, 2. süsen bitkisi" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Eski Yunanca íris, irid- ίρις, ιριδ- z "1. gökkuşağı, 2. gökkuşağı renklerinde olan her şey, gözün renkli kısmı, süsen çiçeği" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *wī-rid- "kavis, kuşak" biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *weh₁i̯- (*wī-) "kıvırmak" kökünden türetilmiştir.