iri

irap

Ar iˁrāb إعراب z [#ˁrb ifˁāl IV msd.] Arapça sözcüklerin kurala uygun çekme, noktalama Ar ˁarab Arap

irat

Ar īrād ايراد z [#wrd ifˁāl IV msd.] 1. getirme, gelir getirme, bir konuyu gündeme getirme, 2. gelir Ar warada ورد zvardı, geldi

irca

Ar ircāˁ إرجاع z [#rcˁ ifˁāl IV msd.] rücu ettirme, geri döndürme Ar racaˁa رَجَعَ zrücu etti, geri geldi

irdele|mek

ETü irte- izlemek, aramak +AlA- ETü iz +dA-

irfan

Ar ˁirfān عِرْفَان z [#ˁrf fiˁlān msd.] bilme, bilgi, özellikle pratik bilgi, usul ve örf bilgisi Ar ˁarafa عَرَفَ zbildi, tanıdı, ayırt etti

iri

ETü: [ Uygurca metinler, <1000]
irig sarsık sab [kaba saba söz] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
irig er [hoyrat ve iş bitirici kişi], irig neŋ [haşin olan her şey] TTü: [ Kul Mes'ud, Kelile ve Dimne terc., <1347]
bizim melikimüz yavlak iri χūludur [katı huyludur], az suçdan ötürü kişiye çok ˁuḳūbet ider TTü: iri kıyım [ A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
iri kıyım: Kaba adam, laf anlamayan. TTü: iri yarı [ İbrahim Alaattin (Gövsa), Yeni Türk Lugatı, 1930]
İriyarı: Boylu ve cüsseli adam, boyluboslu,

<< ETü érig/irig büyük, kaba ETü ér- yetişmek, olmak +I(g)

 er-

Benzer sözcükler: iri kıyım, irice, irileşmek, iriyarı


09.09.2017
iridyum

YLat iridium bir element (İlk kullanım: Smithson Tennant, İng. kimyacı (1761-1815).) EYun íris, irid- ίρις, ιριδ- zgökkuşağı +ium

irin

<< ETü iriŋ/yiriŋ cerahat, çürüme ETü irin- çürümek +I(ğ)

iris

Fr iris 1. gözün renkli kısmı, 2. süsen bitkisi EYun íris, irid- ίρις, ιριδ- z1. gökkuşağı, 2. gökkuşağı renklerinde olan her şey, gözün renkli kısmı, süsen çiçeği << HAvr *wī-rid- kavis, kuşak HAvr *weh₁i̯- (*wī-) kıvırmak

irite

Fr irriter taciz veya tahriş etmek Lat irritare a.a. Lat in+1 ritare kaşımak

irkil|mek

ETü irik-/irk- tiksinmek, korkarak kaçmak, yalnız kalmak +Il- ETü ir- nefret ve bulantı duymak, sıkılmak +Ik-