küt1

küsuf

Ar kusūf كسوف z [#ksf fuˁūl msd.] güneş tutulması Ar kasafa كَسَفَ zkesmek, güneş tutulmak

küsur

Ar kusūr كسور z [#ksr fuˁūl çoğ.] kırıklar, aritmetikte kesirler Ar kasr كسر z [t.] kırık, kırıntı

küşat

Fa guşād گشاد zaçma, açış, açılış Fa guşādan گشادن zaçmak << OFa vişatan a.a.

küşayiş

Fa guşāyiş گشايش zaçıklık Fa guşādan, guşā- گشادن, گشا zaçmak +iş << OFa vişātan, vişā- a.a. << İr vi+ ?

küşleme

?

küt1

"kör, keskin olmayan" [ Ali Bey terc., Kitab-ı Mukaddes, 1665]
eḡer demir künd ise ve keskinliḡe bilenmez ise yine de kesen onu kuvvetlendirir [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
küt: Sivri zıddı. küt iğne, küt bucak, küt parmak, küt tırnak.

Fa kund كند zyuvarlak, top gibi, keskin ve sivri zıddı

 kunt

Not: Muhtemelen küt2 onomatopesiyle birleştirilmiştir.


23.09.2017
küt2

onom sert vurma sesi

küt3 böreği

<< TTü Kürt böreği kızartma yufka ve pudra şekeri ile yapılan bir börek

kütikül

Fr cuticule İng cuticle dericik, yaprak zarı, tırnak dibi derisi Lat cuticulus [küç.] dericik Lat cutis deri +icul°

kütle

Ar kutla(t) كتلة z [#ktl fuˁla(t) mr.] yığın, küme Ar katala كتل zyığdı

kütük

OYun kōdikos κώδικος z1. ağaç gövdesi, tomruk, 2. büyük defter, yasa külliyatı Lat cōdex, cōdic- a.a.