kaçamak

kabzımal

§ Ar ḳābiḍ قابض z [#ḳbḍ fāˁil fa.] alan, elde eden, tutan Ar māl مال z

kacak

<< ETü *kāb-çak [küç.] kapçık ETü kāp +çAk

kaç

<< ETü kaç nasıl, ne kadar [soru sıfatı] ≈ ETü kañu ne, hangi

kaç|mak

<< ETü kaç-

kaçak

<< OTü kaçġak kaçış, kaçmış, kaçırılmış TTü kaç- +(g)Ak

kaçamak

[ anon., Aksü'l-İreb terc., <1708]
kendüyi vaḳt-i muχārebede münhezim ṣūretinde gösterdi ki düşmana hīle içün (...) ki bizim lisanımızda kaçamak gösterdi taˁbīr olunur TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kaçamak: Tarz-ı firar, melce, girīz [kaçma yeri], bahane. Meralarda hayvan melcei, küçük ağıl.

TTü kaç- +(A)mAk

 kaç-


14.09.2017
kaçkın

<< ETü kaçġın kaçış, kaçan kişi ETü kaç- +gIn

kadana

Mac katona süvari, atlı asker

kadans

Fr cadence müzikte gerilim düşmesi İt cadenza düşüş İt cadere düşmek +entia Lat cadere düşmek, ölmek << HAvr *ḱh₂d- (*ḱad-) düşmek

kadar

Ar ḳadar قَدَر z [#ḳdr faˁal ] nicelik, ölçü, değer ≈ Ar ḳadr a.a.

kadastro

Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi İt catastico a.a. EYun katástiχon κατάστιχον zsıralama, cetvel, çizelge EYun kata+ stíχos στίχος zsatır, sıra, mısra (EYun steíχō στείχω zdizmek, dizilmek, sıralanmak << HAvr *stei̯gʰ- a.a. )