kabzımal

kabul

Ar ḳabūl قبول z [#ḳbl faˁūl msd.] alma, alış Ar ḳabila قَبِلَ zaldı

kaburga

≈ Moğ qabirġa(n) yan, yamaç, göğsün yanı Moğ qabirga- yanaşmak, bitişmek, değmek Moğ qabi yan, yakın

kâbus

Ar kābūs كابوس z [#kbs] gece gelen sıkıntı ≈ Aram kəbāşā כבשא zbasınç, baskı Aram kəbaş כבש zbasma, bastırma, sıkma

kabz

Ar ḳabḍ قبض z [#ḳbḍ faˁl msd.] eliyle tutma, kavrama, sıkma, yakalama Ar ḳabaḍa قبض zkavradı, sıktı

kabza

Ar ḳabḍa(t) قبضة z [#ḳbḍ faˁla(t) mr.] 1. tutuş, kavrayış, 2. el, pençe Ar ḳabaḍa قَبَضَ ztuttu, kavradı

kabzımal

"kasa görevlisi" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳābız-ı māl: sandıkkâr. "ürün toptancısı" [ Sermet Muhtar Alus, Eski Çapkın Anlatıyor, 1934]
Cevdet Efendiyi de yemiş iskelesindeki kabzımallardan birinin yanına dayamış.

§ Ar ḳābiḍ قابض z [#ḳbḍ fāˁil fa.] alan, elde eden, tutan Ar māl مال z

 kabz, mal


14.09.2017
kacak

<< ETü *kāb-çak [küç.] kapçık ETü kāp +çAk

kaç

<< ETü kaç nasıl, ne kadar [soru sıfatı] ≈ ETü kañu ne, hangi

kaç|mak

<< ETü kaç-

kaçak

<< OTü kaçġak kaçış, kaçmış, kaçırılmış TTü kaç- +(g)Ak

kaçamak

TTü kaç- +(A)mAk