kakule

kakır

onom kuru şey sesi

kaknem

Erm kaknem քաքնեմ zsıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) Erm kak- քաք zsıçmak

kaknüs

Ar/Fa ḳaḳnūs kendi küllerinden doğan efsane kuşu Süry ḳūḳnus kuğu kuşu EYun kýknos κύκνος za.a.

kakofoni

Fr cacophonie ses uyumsuzluğu, gürültü EYun kakophonía κακοφονία z § EYun kakós κακός zkötü EYun phonḗ φονή zses

kaktüs

Fr cactus dikenli bir bitki sınıfı YLat cactus a.a. (İlk kullanım: Linnaeus, İsv. botanist (1707-1778).) EYun káktos κάκτος zdeve dikeni

kakule

[ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
cevz-i bevvā ve nārmüşk ve ḳāḳule

Ar ḳāḳulla(t) قاقلّة zGüney Asya'ya özgü bir baharat, elettaria cardamomum Aram ḳāḳūlā קקולא za.a. Akad ḳāḳullu a.a.


02.04.2015
kâkül

≈ Fa kākul كاكل zMoğolların ve bazı Türklerin başın tepesinde bıraktıkları uzun saç tutamı, perçem Moğ kökül/kekül at yelesi, kuş ibiği, uzun saç tutamı

kal|mak

<< ETü kal- konulmak, bırakılmak, baki olmak ETü ka- koymak +Il-

kalabalık

<< TTü ğalebelik sayısal çokluk, üstünlük Ar ġalaba(t) غلبة züstün olma, çokluk, kalabalık

kalafat

OYun kalafátis καλαφάτης zgemi tahtalarını ziftle su geçirmez hale getiren kişi OLat calefactor/calafactor a.a. OLat calefacere ısıtmak, ateşlemek

kalamar

Yun kalamárion καλαμάριον zmürekkep balığı EYun kálamos κάλαμος zkamış, kalem +arion