kamarot

kalye

Ar ḳalya(t) قلية z [#ḳlw faˁla(t) ] kızartma, tavada kızartılmış yemek Ar ḳalā yaktı, kızarttı

kalyon

Ven galión [büy.] İsp galeón 12. yy'dan itibaren Akdeniz'de kullanılan kürekli ve yelkenli büyük gemi OYun galéa γαλέα zbir tür kürekli gemi, trireme EYun galeós γαλεός zmersin veya köpek balığı (Kaynak: DuCG sf. 1:235)

kâm

Fa kām كام zsevgi, arzu, zevk ≈ Ave kāma- sevmek << HAvr *kóh₂-mo-s (*kṓ-mo-s) HAvr *keh₂- (*kā-) sevmek

kama

<< TTü kakma çivi, özellikle küt başlı çivi

kamara

İt camara/camera oda Lat camara/camera a.a. EYun kamára καμάρα zkemer, tonoz, tonozlu veya kubbeli taş oda EFa kamarā kemer, tonoz

kamarot

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kamarot: Gemilerde kamara hizmetçisi. Gayet küçük dar oda.

İt camerotto 1. gemilerde gözaltı hücresi, 2. gemi yamağı (Kaynak: LF sf. §144.)İt camera oda

 kamara


14.09.2017
kamaş|mak

<< ETü kamaş- göz veya diş kamaşmak ETü kama- kamaşmak, körelmek +Iş-

kambiyo

İt cambio [dev.] her tür değişim, değiştirme, değiştokuş etme OLat cambiare değiştokuş etmek ~? Kelt *kamb-

kambur

Yun kambylos sırtı eğri kişi, kambur << EYun kámpylos κάμπυλος za.a. (EYun kámptō κάμπτω zeğmek, bükmek ) HAvr *kh₂emp- (*kamp-) a.a.

kamçı

<< ETü kamçı dövme aleti, at penisi <<? ETü *kamışġı ETü kam- öldüresiye dövmek

kamelya

YLat camellia bir çiçek cinsi (İlk kullanım: 1753 Linnaeus, İsv. botanikçi.) öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Jezüit rahibi (1661-1706)