kancık

kanasta

İsp cañasta 1. hasır sepet, 2. bir iskambil oyunu EYun kánastron κάναστρον zhasır sepet EYun kánna κάννα zkamış, kargı

kanat

<< ETü kanat kuş kanadı

kanaviçe

İt canavaccio kenevir dokuma, çuval bezi << OLat cannabaceus a.a. Lat cannabis kenevir EYun kánnabis κάνναβις za.a.

kanca1

İt gancio kıvrık uç, çengel ≈ Katalan gancho a.a. ~? Kelt

kanca2

<< ETü kança nasıl, hangi surette, nereye ETü kañu hani, hangi +çA2

kancık

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ḳançıḳ [[dişi köpek. Kadınlara hitaben hakaret sözü olarak kullanılır.]]

Sogd kançīk [küç.] genç kız ≈ OFa kanīçag [küç.] a.a. ≈ Ave kainyikā a.a. HAvr *gʷen- kadın

 jinek(o)+

Not: Aynı sözcük Farsçada kanīza "kenize, genç kız" şekliyle mevcuttur. Karş. Erm kanik > gnig կնիկ "kadın".

Bu maddeye gönderenler: günü, kenize, kuma


19.03.2015
kançılarya

İt cancelleria mabeyn, sekretarya Lat cancellarius 1. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli, 2. kapı bekçisi, kapıcı Lat cancelli parmaklık +ari° Lat canna çubuk, kargı, kamış +ell°

kandidiyazis

İng candidiasis ciltte beyaz leke şeklinde beliren mantar hastalığı, pamukçuk Lat candidus beyaz Lat candēre ışımak +id°

kandil

Ar ḳandīl قنديل z [#ḳndl q.] mum, kandil Aram ḳandīlā קנדילא za.a. Lat candēla a.a. Lat candēre ışımak, parlamak, yanmak

kangal1

Yun kanχáli καγχάλι zip halkası, kıvrılmış küme << EYun kánχalos κάγχαλος zhalka, halka şeklinde kapı tokmağı

kangal2

öz Kangal Sivas'ın bir ilçesi <? öz Kaŋlı bir Türk aşireti