kantite

kantara

Ar ḳanṭara(t) قنطرة z [#ḳnṭr q.] taş köprü, taş kemer Aram ḳəṭārā קְטָרָא zkemer, tonoz Aram ḳəṭar קְטַר zbağlamak (iki şeyi) koşmak

kantarma

Moğ qantarga atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç Moğ qantar- gemlemek, atın dizginlerini sıkıca çekmek

kantaron

Yun kentávrion << EYun kentaúrion κενταύρειον zşifalı bir bitki, centaurium öz (EYun) Kentaúros κενταύρος zYunan mitolojisinde at gövdeli efsanevi varlık +(t)ion

kantat

Fr cantate şarkılı kilise dramı İt cantata şarkılı İt cantare şarkı söylemek << Lat canere, cant- a.a.

kantin

Fr cantine kışla, hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân İt cantina kiler OLat canto köşe, bucak, bir iş için ayrılmış yer, depo +in°

kantite

[ Cumhuriyet - gazete, 1935]
bence bu sahada da kantite probleminden ziyade kalite prensibine dönmek gerektir.

Fr quantité nicelik OLat quantitas Lat quantus ne kadar? +itas << HAvr *kʷi- ne?

Benzer sözcükler: kantitatif

Bu maddeye gönderenler: kuantum


05.12.2015
kanto

İt canto şarkı << Lat cantus [pp.] a.a. Lat canere şarkı veya ilahi söylemek, büyü yapmak +()t° << HAvr *keh₂n- (*kān-) a.a.

kanton

Fr canton küçük idari birim, bucak OLat canto köşe, bucak, uç

kânun

Ar kānūn كانون z [#knwn q.] 1. ocak, 2. Rumi takvimin onuncu ve on birinci ayları, Aralık ve Ocak Aram kānōn כנון z1. ocak, soba, 2. Arami/Süryani takviminin dokuzuncu ayı, Kislev

kanun1

Ar ḳānūn1 قانون zyasa EYun kanōn κανων za.a.

kanun2

Ar ḳānūn/arḳānūn قانون/أرقانون ztabla şeklinde telli müzik aleti, erganun EYun órganon όργανον zalet, araç, her çeşit müzik aleti