kavil

kavanoz

Yun gavanós γαβανός zküçük çömlek, bardak OYun gávathon/gavathulós/gavéna γάβαθον/γαβένα zçukur kap, çanak, bardak (Kaynak: DuCG sf. 1:234)Lat cavatus a.a.

kavas

Ar ḳawwās قوّاس z [#ḳws faˁˁāl mesl.] 1. yay çeken, okçu, 2. ok ve yay taşıyan muhafız Ar ḳaws قوس zyay

kavata

Yun gavátha/kavátha γαβάθα/καβαθα zoyma ağaçtan kap, çömlek Lat cavatus [pp.] oyuk, oyulmuş Lat cavare oymak, içini boşaltmak +()t°

kavga

Fa ġavġā غوغا zgürültü patırtı, bağırış çağırış Fa ġav غو zferyat, nara

kavi

Ar ḳawīy قوىّ z [#ḳwy faˁīl sf.] güçlü, muhkem Ar ḳawā güçlü idi

kavil

[ Kutadgu Bilig, 1069]
sözi çın kerek bolsa ḳavlı bütün [sözü doğru olmalı ve sözü kâmil]

Ar ḳawl قول z [#ḳwl faˁl msd.] söyleme, söz Ar ḳāla قال zsöyledi, dedi

Benzer sözcükler: kavl, kavlen, kavli

Bu maddeye gönderenler: kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele


02.04.2015
kavilya

İt caviglia bilek kemiği, kalın çivi << Lat claviculus [küç.] Lat clavus çivi +icul°

kavim

Ar ḳawm قَوْم z [#ḳwm faˁl ] bir bölgede yaşayanlar, ulus, kavim ≈ Ar ḳāma قَامَ zdurdu

kavis

Ar ḳaws قوس z [#ḳws faˁl msd.] yay, kavis Ar ḳāsa قاس zbüktü, yay haline getirdi

kavlağan

TTü kavla- kabuk dökmek +(g)An TTü kav ağaç kabuğu +lA-

kavlak

TTü kavla- kabuğu soyulmak +Uk TTü kav ağaç kabuğu +lA-