kavut

kavuk

<< ETü kavuk [küç.] sidik torbası, mesane ETü kāp torba, tulum +Ik

kavun

<< ETü kaġun kavun <? ETü *kaġ-/*koġ- içi boşalmak, boş olmak +I(g)

kavur|mak

<< ETü kaġur- kızartmak, ateşte ısıtmak

kavurga

ETü kaġur- +gA

kavuş|mak

<< ETü kabış- yan yana gelmek, bitişmek ETü kap- yanına gelmek, yakalamak +Iş-

kavut

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ḳaġut [[buğdaydan yapılan bir yemeğin adı. Buğday kaynatılır, sonra kurutulup öğütülür, yağ ve şekerle karıştırılır.]] KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
ḳawut [[maruf Kıpçak yemeği]]

<< ETü kaġut kavurma, özellikle kavrulmuş un ETü kaġur- kavurmak +Ut

 kavur-

Not: ETü +Ut eki öncesindeki /r/ sesinin krasis yoluyla düştüğü varsayılabilir. OTWF I.311.


24.03.2019
kay|mak

<< ETü kay- (bir şeye veya bir yöne) dönmek, ilgilenmek << ETü *kad- dönmek

kaya

<< ETü kaya sarp ve çıplak dağ ≈ Moğ qada uçurum, kayalık

kayaç

TTü kaya +(g)Aç

kayak1

TTü kay- +(g)Ak

kayak2

İng kayak Eskimo kayığı İnuit kayak «erkek aracı», erkeklere özgü kayık İnuit ka erkek