kay|mak

kavun

<< ETü kaġun kavun <? ETü *kaġ-/*koġ- içi boşalmak, boş olmak +I(g)

kavur|mak

<< ETü kaġur- kızartmak, ateşte ısıtmak

kavurga

ETü kaġur- +gA

kavuş|mak

<< ETü kabış- yan yana gelmek, bitişmek ETü kap- yanına gelmek, yakalamak +Iş-

kavut

<< ETü kaġut kavurma, özellikle kavrulmuş un ETü kaġur- kavurmak +Ut

kay|mak

ETü: "ilgilenmek, umursamak" [ Uygurca Budist metinler, <1000]
kirtü nomka kaymadın [hakiki öğretiye kulak asmadan] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kadaşıŋa kaydı [[akrabasını kayırdı]], kadaş timiş kaymaduk, kaḏın timiş kaymiş [[akraba demişler umursamamış, kayın demişler ilgilenmiş - atasözü]] ETü: kaḏıtmak "dönmek" [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
er barır erken kaḏıttı [[gider iken (yolundan) döndü]] (...) boynı kaḏrıldı [[boynu büküldü]] KTü: kaytmak "dönmek" [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
ḳayttı: racaˁa [döndü, avdet etti] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kaymak, kayar: Serpere, proserpere, lapsare in lubrico [sürünmek, kaygan yerde düşmek].

<< ETü kay- (bir şeye veya bir yöne) dönmek, ilgilenmek << ETü *kad- dönmek

Not: Esasen "dönmek" anlamına gelen fiilin TTü 15. yy'dan itibaren kazandığı anlam, muhtemelen ayağı kaymak "ayağı dönmek" deyiminden türemiş olmalıdır.

Benzer sözcükler: kaydırmak, kaygan, kayıncak, sinekkaydı


04.10.2017
kaya

<< ETü kaya sarp ve çıplak dağ ≈ Moğ qada uçurum, kayalık

kayaç

TTü kaya +(g)Aç

kayak1

TTü kay- +(g)Ak

kayak2

İng kayak Eskimo kayığı İnuit kayak «erkek aracı», erkeklere özgü kayık İnuit ka erkek

kaydırak

TTü kaydır- +(g)Ak