kaykıl|mak

kayır|mak

<< ETü kadġur- kaygılanmak, ilgilenmek ETü *kad- dönmek, yönelmek +(g)Ur-

kayısı

Ar ḳaysī قَيْسِى z [#ḳys] zerdalinin iyi ve iri cinsi Ar ḳays قيس zkıyaslama, ölçme

kayış

<< ETü koġuş tabaklanmış? deri ≈? ETü koġuş içi boş şey, oyuk

kayıt

Ar ḳayd قَيْد z [#ḳyd faˁl msd.] 1. bağlama, (mec.) yazıya bağlama, 2. bağ, koşul, yazıya bağlanmış belge Ar ḳāda قَادَ zbağladı

kaykay
kaykıl|mak

TTü: kayıkmak "sapmak" [ Yunus Emre, Bütün Şiirleri, <1320]
Korku var sağda solda kayıkmadın giderler kaykınmak "kaymak" [ Müstakimzade, Kanunü'l-Edeb terc., 1769]
al-melāṣ [kayganlık- Ar.]: Bir nesne el ile yapışmak müteaṣṣir ve müteaẕẕir [el ile tutması çok zor] olmak derecesinde sıyrıncak ve kaykıncak olmak. TTü: [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
kaykılmak (Ankara, Niğde): eğilmek, inhina etmek, bir yere muvazeneyi kaybedercesine yaslanmak. TTü: [ Cumhuriyet - gazete, 1945]
Çatısı kaykıldı, saçakları koptu

TTü kayık- dönmek, sapmak +Il- ETü kay- dönmek +ik°

 kay-

Not: Dönüşlü fiil yapan +Ik- ekiyle yapılmıştır. • Halk ağızlarından Cumhuriyet döneminde yazı diline alınmıştır.


28.05.2015
kaymak

(≈ ETü kañak/kayak kaynayan sütün üstünde oluşan tabaka ) ETü kaña- kaynamak +(A)mAk

kaymakam

Ar ḳāˀim maḳām قائم مقام zyerinde duran, makam sahibi

kayme

Ar ḳāˀima(t) قائمة z [#ḳwm fāˁila(t) fa. fem.] bir şeyin yerine geçen, kaim olan şey

kayna|mak

<< ETü kaña- 1. (su) galeyan etmek, 2. (metal) erimek ETü kañ su fışkıran yer, kaynak +(g)A-

kaynak

TTü kayna- +Uk