kazasker

kazamat

Fr/İng casemate 1. kale suru içinde kemerli ve korunaklı oda, 2. harp gemilerinde topların yerleştirildiği zırhlı yuva İt casamatta a.a. <? İt/Lat casa ev, yuva

kazan

<< OTü kazğan büyük bakır kap ≈ ETü kazġan kazılmış yer, çukur, hendek ETü kaz- oymak +(g)An

kazan|mak

<< ETü kazġan- elde etmek, kazanmak (<? ETü kazıġ toprak kazılarak elde edilmiş mal +(g)An- ) ETü kaz- kazmak +I(g)

kazara

Fa ḳażārā قضارا zkazaya, kaza ile Ar ḳaḍāˀ قضاء z(tanrısal) yargı

kazaska

Rus kazáska Kazak kızı, Kazak dansı öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad

kazasker

[ Fatih Sultan Mehmed, Kanunname-i Al-i Osman, <1481]
evvela vüzerā, andan soŋra każi ˁaskerler, andan soŋra defterdārlar ve defterdarlardan aşağa yeniçeri ağası

Ar ḳāḍi'l-ˁaskar قاض العسكر zordu yargıcı

 kadı, asker


09.12.2014
kazaz

Ar ḳazzāz قزّاز z [#ḳzz faˁˁāl mesl.] ipek tüccarı Ar ḳazz قَزّ zçiğ ipek ≈ Fa ḳaz قز za.a.

kazı|mak

<< ETü kazı- tırmalamak, eşelemek ≈? ETü kaz- eşmek

kazık

<< ETü kazġuk/kazŋuk direk, kazık ETü kaz-/kazın- hayvanı sağlam bir yere bağlamak +(g)Uk

kâzip

Ar kāḏib كاذب z [#kḏb fāˁil fa.] yalancı Ar kaḏaba كذب zyalan söyledi, aldattı

kaziye

Ar ḳaḍīya(t) قضيّة z [#ḳḍy faˁīla(t) sf. fem.] dava, iddia, mesele, mantıkta önerme Ar ḳaḍā قضا zyargıladı