kazulet

kazı|mak

Eski Türkçe kazı- "tırmalamak, eşelemek" fiilinden evrilmiştir. Eski Türkçe fiil Eski Türkçe kaz- "eşmek" fiili ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir.

kazık

Eski Türkçe kazġuk veya kazŋuk "direk, kazık" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe kaz- veya kazın- "hayvanı sağlam bir yere bağlamak" fiilinden Eski Türkçe +(g)Uk ekiyle türetilmiştir.

kâzip

Arapça kḏb kökünden gelen kāḏib كاذب z "yalancı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça kaḏaba كذب z "yalan söyledi, aldattı" fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatııdır.

kaziye

Arapça ḳḍy kökünden gelen ḳaḍīya(t) قضيّة z "dava, iddia, mesele, mantıkta önerme" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳaḍā قَضَى z "yargıladı" fiilinin faˁīla(t) vezninde sıfat dişilidir.

kazuistik

Fransızca casuistique "1. tekil vakaları inceleyerek genelleme yöntemi, 2. ayrıntıya boğulma" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Yeni Latince casuistica "«vakacılık», (Katolik teolojisinde) zor vakalar karşısında vicdanen doğru olan davranışı belirleme yöntemi" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Geç Latince casus "vaka, hadise" sözcüğünden +ist° ekiyle türetilmiştir. Geç Latince sözcük Latince casus "1. düşüş, 2. şans, tesadüf" sözcüğü ile eş kökenlidir. Latince sözcük Latince cadere "düşmek" fiilinin geçmiş zaman fiil-sıfatııdır.

kazulet
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
ḳāḏūret قاذورة : Misanthropos, hominis consuescere detrectans prae indolis pravitate [insandan kaçan, menfur ve yabani kişi]. Item ḳāzūrāṭ قاذورات [ Cumhuriyet - gazete, 1935]
Kart, kazulet [yaşı geçkin ve bakımsız (kadın)] beş altı düzgün kuklası, fistanlarının üstüne pembe, mavi, yeşil renkte (...)

Köken

Arapça ḳāḏūra(t) "murdar (kadın)" sözcüğünden evrilmiştir.

Daha fazla bilgi için kazurat maddesine bakınız.

Benzer sözcükler

gazulet


29.08.2014
kazurat

Arapça ḳḏr kökünden gelen ḳāḏūrāt قاذورات z "pislikler" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳāḏūr قاذور z "murdar, insandan kaçan (kişi, özellikle kadın)" sözcüğünün çoğuludur. Bu sözcük Arapça ḳaḏara قذر z "murdar idi, pislendi" fiilinin fāˁūl vezninde tekilidir.

kebap

Arapça kbb kökünden gelen kabāb كباب z "kızartma, kızartılmış et" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen kəbab, kebəbā כבבא z sözcüğünden alıntıdır. (NOT: Bu sözcük Akatça kabābu "kızartmak, yakmak" fiili ile eş kökenlidir. )

kebir

Arapça kbr kökünden gelen kabīr كَبِير z "büyük" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça kabura veya kabira كَبُِرَ z "büyük idi, büyüdü" fiili ile eş kökenlidir. Bu sözcük Aramice/Süryanice gəbar גבר z "güçlü ve üstün olmak, yücelmek" fiili ile eş kökenlidir. Aramice/Süryanice fiil Akatça gabru "güçlü, üstün" sözcüğü ile eş kökenlidir.

keçe

Oğuzca keçe "ıslatılarak dövülmüş yün" sözcüğünden evrilmiştir.

keçi

Eski Türkçe eçkü "keçi" sözcüğü ile eş kökenlidir.