keleş

kelek1

Fa kālak كالك zham meyve, özellikle kavun <? Fa kel kelle, saçsız baş

kelek2

Ar kalak كلك zFırat ve Dicle nehirlerine özgü sal Akad kalakku 1. kesik piramit, 2. tahıl deposu, silo, 3. bir tür oturak, 4. sal (Kaynak: CAD sf. 8.62)Sumer ka.lá

kelepçe

Fa kalābçe كلبچه z [küç.] halkacık, küçük sargı Fa kalāb كلب zsargı, kangal, halka şeklinde sarılı ip +ça3

kelepir

?

keler

<< ETü keler kertenkele

keleş

[ Karacaoğlan, <1700]
keleş degülüm ki kārvānlar bozam

≈ Kürd keleş haydut, eşkiya ?


26.05.2015
kelime

Ar kalima(t) كلمة z [#klm faˁila(t) ] söylenen şey, söz Ar kalama كَلَمَ zsöyledi

kelle

Fa kalle كلّه zkafanın üst kısmı, kuru kafa

kelli

<< TTü gayri

kelp

İng kelp soda elde etmek için yakılan bir tür deniz yosunu << Eİng culp/culpe a.a. ?

kelter

Yun kalathárion καλαθάριον z [küç.] bir tür hasır sepet, küfe EYun kálathos κάλαθος zalt kısmı dar olan hasır sepet +arion ~? Mıs krḥt a.a. (Kaynak: Rosol sf. 176)