kelek2

kelaynak

TTü aynak/inak bir tür kuş

kelb

Ar kalb كَلْب z [#klb] köpek ≈ İbr keleb כֶּלֶב z [#klb] a.a. ≈ Akad kalbu a.a.

kelebek

<< OTü kepelek kelebek ETü kepeli a.a. +Ak

kelecoş

Erm galacaş կալաճաշ z«harman yemeği», bir tür karma yemek § Erm gal կալ zharman yeri Erm caş ճաշ zyemek

kelek1

Fa kālak كالك zham meyve, özellikle kavun <? Fa kel kelle, saçsız baş

kelek2

KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
kelek [[bir nevi tahtadan mamul sal]] [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
nehri Aras kenārına varup andan karşu tarafa keleklerle ˁubur idüp

Ar kalak كلك zFırat ve Dicle nehirlerine özgü sal Akad kalakku 1. kesik piramit, 2. tahıl deposu, silo, 3. bir tür oturak, 4. sal (Kaynak: CAD sf. 8.62)Sumer ka.lá

Not: "Silo" anlamında Eski Babilceden, "nehir aracı, sal" anlamında Yeni Babilce (MÖ 2. binyıl) belgelerden itibaren kaydedilmiştir.


20.06.2018
kelepçe

Fa kalābçe كلبچه z [küç.] halkacık, küçük sargı Fa kalāb كلب zsargı, kangal, halka şeklinde sarılı ip +ça3

kelepir

?

keler

<< ETü keler kertenkele

keleş

≈ Kürd keleş haydut, eşkiya ?

kelime

Ar kalima(t) كلمة z [#klm faˁila(t) ] söylenen şey, söz Ar kalama كَلَمَ zsöyledi