kemal

kelli

<< TTü gayri

kelp

İng kelp soda elde etmek için yakılan bir tür deniz yosunu << Eİng culp/culpe a.a. ?

kelter

Yun kalathárion καλαθάριον z [küç.] bir tür hasır sepet, küfe EYun kálathos κάλαθος zalt kısmı dar olan hasır sepet +arion ~? Mıs krḥt a.a. (Kaynak: Rosol sf. 176)

kem

<< ETü kem hastalık, terslik ≈ Fa kam كَم zeksik, aşağı, hor

kem küm

onom mütereddit konuşma sesi

kemal

[ Kutadgu Bilig, 1069]
uḳuşluġ tilese uḳuş sen tükel / biliglig tilese bilig sen kamāl [akıllı biri istese sen kusursuz akılsın, bilgili bir istese sen kusursuz bilgisin] [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
bir kız buldum ki cemāl u kemālda kimesne mis̠lini nişān véreceklerden degül

Ar kamāl كمال z [#kml faˁāl msd.] tam ve olgun olma, olgunluk, kusursuzluk, mükemmellik Ar kamala كَمَلَ ztam ve bütün idi, olgunlaştı, erdi

Benzer sözcükler: kemali afiyet, kemalist, kemalizm

Bu maddeye gönderenler: ikmal, kâmil (ekmel), tekâmül (mütekâmil), tekemmül, tekmil (mükemmel)


25.06.2015
keman

Fa/OFa kamān كمان zeğri, yay

kemane

Fa kamāne كمانه zyaya benzer nesne Fa kamān yay +a

kemankeş

Fa kamān-kaş كمان كش zyay çeken, okçu

keme

Ar kamˀa(t) كمأة zmantar, özellikle domalan, trüf ≈ Akad kamˀatum mantar

kemençe

Fa kamānçe كمانچه z [küç.] ok atmak için kullanılan bir tür kısa yay Fa kamān yay +ça3