kemane

kelter

Yun kalathárion καλαθάριον z [küç.] bir tür hasır sepet, küfe EYun kálathos κάλαθος zalt kısmı dar olan hasır sepet +arion ~? Mıs krḥt a.a. (Kaynak: Rosol sf. 176)

kem

<< ETü kem hastalık, terslik ≈ Fa kam كَم zeksik, aşağı, hor

kem küm

onom mütereddit konuşma sesi

kemal

Ar kamāl كمال z [#kml faˁāl msd.] tam ve olgun olma, olgunluk, kusursuzluk, mükemmellik Ar kamala كَمَلَ ztam ve bütün idi, olgunlaştı, erdi

keman

Fa/OFa kamān كمان zeğri, yay

kemane

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
kemānçe etiam kemāne: Pandura, lyra, tetrachordium [telli bir çalgı]. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kemāne: Keman ve matkap vesair ālāt yayı; hallaç, terzi, çıkrıkçı yayı.

Fa kamāne كمانه zyaya benzer nesne Fa kamān yay +a

 keman

Benzer sözcükler: kabak kemane


14.11.2019
kemankeş

Fa kamān-kaş كمان كش zyay çeken, okçu

keme

Ar kamˀa(t) كمأة zmantar, özellikle domalan, trüf ≈ Akad kamˀatum mantar

kemençe

Fa kamānçe كمانچه z [küç.] ok atmak için kullanılan bir tür kısa yay Fa kamān yay +ça3

kement

Fa kamand كمند zçekince daralan düğüm, ilmik Fa kamīdan كميدن zküçülmek +and Fa kam كم zküçük

kemer

Fa/OFa kamar كَمَر z1. kuşak, 2. mimaride kemer veya kubbe Ave kamarā- kuşak