kendi

kemik

Eski Türkçe kemrük "kemirilen şey, kemik" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe kemür- "kemirmek, kıtırdatmak" fiilinden Eski Türkçe +Uk ekiyle türetilmiştir.

kemir|mek

Eski Türkçe kemür- "kemirmek" fiilinden evrilmiştir.

kemiyet

Arapça kmm kökünden gelen kammiyya(t) كمّيّة z "miktar, nicelik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça kamm كمّ z "ne kadar" sözcüğünün masdarıdır.

kemoterapi

İngilizce chemotherapy "kimyasal tedavi" sözcüğünden alıntıdır. (İlk kullanımı: 1907 Paul Ehrlich, Alm. biyokimyacı.) İngilizce sözcük Eski Yunanca χēmía χημία z "kimya" ve Eski Yunanca therapeía θεραπεία z "tedavi" sözcüklerinin bileşiğidir.

kenar

Farsça kanār veya kirān كَِنار z "kıyı, çevre" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen kanār veya karān sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen karan- sözcüğü ile eş kökenlidir.

kendi
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

Eski Türkçe: [ Orhun Yazıtları, 735]
oguz bodun kentü bodunım erti [Oğuz kavmi kendi kavmim idi] Eski Türkçe: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol kendü aydı [[kendi söyledi]] Türkiye Türkçesi: kendözi "kendi-özü, kendisi" [ Sultan Veled, Divan, 1320 yılından önce]
kendözi-yçün bir gemi Nūh eyledi Türkiye Türkçesi: [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
kendözine kendözi nāz eyledi [kendi kendine eziyet etti]

Köken

Eski Türkçe kentü "kendi" sözcüğünden evrilmiştir.

Benzer sözcükler

kendi kendine, kendiliğinden, kendince, kendinde olmak, kendisi


26.05.2015
kendir

Sanskritçe gāndhāra गान्धार z "1. Hindistan'da bir ülke, bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi, 2. kenevir bitkisinin uçları" sözcüğünden alıntı olabilir; ancak bu kesin değildir. Sanskritçe sözcük Sanskritçe gandh- गन्ध् z "sivri, diken, batmak" fiilinden türetilmiştir.

kene

Farsça kane كنه z "kan emici bir parazit" sözcüğü ile eş kökenlidir.

kenef

Arapça knf kökünden gelen kanīf كنيف z "1. korunak, sığınak, 2. helâ" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça kanafa كنف z "kanadı altına aldı, kucakladı, saklayarak korudu" fiilinin faˁīl vezninde sıfatıdır. Bu sözcük Arapça kanaf كنف z "kanat" sözcüğü ile eş kökenlidir. (NOT: Arapça sözcük İbranice aynı anlama gelen kanap כנף z sözcüğü ile eş kökenlidir. İbranice sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen kanpā כנפא z sözcüğü ile eş kökenlidir. )

keneş

Eski Türkçe keŋeş "müşavere, şura, meclis" sözcüğünden evrilmiştir.

kenet

Arapça knd kökünden gelen kinad كند‎‎‎ z "taş blokları birbirine bağlayan demir raptiye, perçin" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice kannād כַּנָּד z "1. cetvel, gönye, 2. destek" sözcüğünden alıntıdır. (Kaynak: Jastrow, Dict. of the Targumim, Talmud Bavli etc. sf. 648.)