kepçe

kentet

Fr quintette beşli çalgı veya şarkıcı grubu İt quintetta a.a. İt cinque, quint- beş +et°

kentilyon

Fr quintillion bin çarpı bin üssü beş veya milyon çarpı milyon üsse beş sayısı Lat quinque, quint- beş

kentsoylu
kep

İng cap külah [esk.], kasket OLat capa/cappa külah, kukuleta

kepaze

Fa kabāde كباده zgevşek talim yayı

kepçe

[ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
kebçe [[büyük kaşık]] [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kefçe, kepçe: Cochlear, pec. ligneum majus [büyük kaşık, özellikle tahtadan]. "... bir tür iş makinası" [ Milliyet - gazete, 1970]
kepçe, ekskavatörlerimiz, dozerimiz ve damperli kamyonumuz

Fa kafçe كفچه z«avuç gibi şey», tas, kepçe << OFa kafçag a.a. (≈ Sogd kapçē/kafçē tahıl veya sıvı ölçü birimi, ölçek ) ≈ Aram kap/kappā avuç, çanak, kâse +ça3

 kefe

Benzer sözcükler: kepçe kulak, kepçe operatörü, kepçelemek


14.11.2019
kepek

<< ETü kepek tahıl ve saç pulu

kepenek

<< OTü kebenek kalın yün üstlük, palto OTü kebe-/kebel- giyinmek <? ETü kap torba, kılıf

kepenk

<< TTü *kapan(ı)k depo veya hücre veya geçit kapısı TTü kapa-

kepez

OYun kapásion καπάσιον zbaşlık, külah (Kaynak: DuCG sf. 1:584)≈ Lat capitium a.a. Lat caput baş +ium

kerahat

Ar karāha(t) كَراهة z [#krh faˁāla(t) msd.] 1. kerhen yapma, ikrah etme, 2. İslam dinine göre yasak olmadığı halde kaçınılması gereken şey, namaz kılmanın caiz olmadığı zaman, özellikle gün doğumu ve gün batımı Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti