kereste

kerata1

Yun keratâs κερατᾶς zboynuzlu, şeytan, karısını satan kimse Yun kératon κέρατον zboynuz

kerata2

Yun kérato κέρατο zboynuz << EYun kéras, kerat- κέρας, κερατ- za.a. << HAvr *ḱér-h₂-es- (*ḱér-as-) HAvr *ḱerh₂- (*ḱer-) a.a.

keratin

Fr kératine boynuz ve tırnak hammaddesi EYun kéras κέρας, κερατ- zboynuz +in°

kere

Ar karra(t) كرّة z [#krr faˁla(t) mr.] tekrar, defa Ar karra كَرَّ zgeri geldi, yineledi

kerem

Ar karam كرم z [#krm faˁal msd.] yücelme, yücelik, cömertlik Ar karuma كرُم zyüceldi

kereste

"hazırlık" [ Danişmend-Name, 1360]
Aŋa göre kerāstī [hazırlık] gördiler, yarak kıldılar, aşlar bişürdiler. "... yol erzakı" [ Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
keresté & axích [azık]: vetto uagla "... hazırlanmış ağaç" [ Cafer Efendi, Risale-i Mi'mâriyye, 1614]
χaşebe... Türkîde ağac demektir; şimdi kerāste dahı derler. [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kerāste vul. kereste

Fa karāste كراسته zhazır, işe yarar, iş görür Fa kardan yapmak, işlemek

 kâr


14.11.2019
kerevet

Yun kreváti κρεβάτι zyatak, döşek, şilte << EYun krábbatos κράββaτος za.a.

kerevit

Yun karavída καραβίδα zküçük istakoz veya büyük karides << EYun kārabís, karabid- καραβίς z [küç.] a.a. EYun kārabos κάραβος zkabuklu kara veya deniz böceği

kereviz

Ar/Fa karafs كرفس zkökü yenen bir sebze, apium graveolens ≈ OFa karafs a.a. ≈ Aram krepsā כרפסא za.a.

kerh

Ar karh كَرْه z [#krh faˁl msd.] iğrenme, nefret Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti

kerhane

Fa kār-χāne كارخانه ziş yeri, işlik, atölye