kerime

kerevit

Yun karavída καραβίδα zküçük istakoz veya büyük karides << EYun kārabís, karabid- καραβίς z [küç.] a.a. EYun kārabos κάραβος zkabuklu kara veya deniz böceği

kereviz

Ar/Fa karafs كرفس zkökü yenen bir sebze, apium graveolens ≈ OFa karafs a.a. ≈ Aram krepsā כרפסא za.a.

kerh

Ar karh كَرْه z [#krh faˁl msd.] iğrenme, nefret Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti

kerhane

Fa kār-χāne كارخانه ziş yeri, işlik, atölye

kerim

Ar karīm كريم z [#krm faˁīl sf.] yüce, büyük Ar karuma كَرُمَ zyüceldi

kerime

"yüksek rütbeli birinin kızı" [ Seydi Ali Reis, Miratü'l-Memalik, 1557]
Şeyχ Hüseyn χarezmīnüŋ zāˁifeleri yaˁnī mahdūmī-i aˁzāmuŋ kerīmeleri [büyük hizmetkârlarının kızları]

Ar karīma(t) كريمة z [#krm faˁīlā(t) sf. fem.] yüce kadın, hanımefendi Ar karīm كريم z [sf.] büyük, yüce

 kerim

Not: “Kız evlat” anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür.


15.05.2015
keriz

~? Fa kārīz كاريز zyer altında su yolu

kerkenez

Yun/EYun kerχnēís κερχνηίς zküçük bir yırtıcı kuş, cerchneis tinnuculus EYun kérχnos κέρχνος zcırlama, cırlak

kerli ferli

Fa karr u farr كر و فر zgüç ve kuvvet § Fa karr كر zkuvvet, celadet Fa farr فر zparıltı, ihtişam

kermes

Fr kermesse kilisede ayinden sonra hayır için yapılan satış Hol kerkmisse kilise ayini § Hol kerk kilise (<< Ger *kîrikon a.a. EYun kyrikón κυρικόν z«tanrı evi», kilise EYun kýrios κύριος zrab, tanrı +ik° ) Lat missa [pp. fem.] Pazar ayini (Lat mittere göndermek +()t° )

kerosen

İng kerosene bir petrol ürünü EYun kērós κηρός zbalmumu