kurgan

kurbağa

<< ETü-O kurbaka kurbağa ETü baka a.a.

kurban

Ar ḳurbān قربان z [#ḳrb fuˁlān msd.] tanrıya sunulan adak Aram ḳūrbānā קוּרְבָּנָא z [#ḳrb] adak, sunu, hediye ≈ İbr ḳārbān קׇרְבָּן za.a. İbr ḳārab קרב z1. yakın olmak, yaklaşmak, 2. adak ve armağan sunmak

kurcala|mak

onom kırç/kırt kaşıma ve kazıma sesi

kurdele

İt cordella [küç.] şeritçik İt corda ip, şerit

kurdeşen

<< TTü kurd eşeni «kurtçuk kaşıntısı», ciltte kaşıntılı kızarıklıklarla oluşan rahatsızlık« TTü eş- kaşımak, kazımak

kurgan

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
amga korgan kışlap yazıŋa oguzgaru sü taşıkdımız [Amga kalesinde kışlayıp baharda Oğuz yanına ordu sevkettik] KTü: [ Codex Cumanicus, 1303]
kurgan - Alm: ein gihoft grab [höyük mezar] TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kurgan: Türkîde hisar.

<< ETü korıġan hisar, kale ETü korı- korumak +(g)An

 koru-

Not: Türk lehçelerinde genellikle "hisar, müstahkem yer" anlamındayken arkeoloji literatürüne "Güney Rusya steplerine özgü mezar höyüğü, tümülüs" anlamında girmiştir.


16.04.2015
kurgu

TTü kur- +gU

kurmay

YTü kur divan, heyet

kurna

Yun kruniá κρουνιά z [çoğ.] yalak, hamam kurnası << EYun krouneíon κρουνείον z [küç.] a.a. EYun krounós κρουνός zçeşme, musluk +ion

kurnaz

Fa ḳurnās قرناس zahlaksız kişi, hilekâr, deyyus

kuron

Fr couronne taç << Lat corona a.a. EYun korōnís κορωνίς za.a. << HAvr *kor-ōno- halka, çember HAvr *(s)ker-3 kıvırmak, halka yapmak