kuyu

kuvve

Ar ḳuwwa(t) قوّة z [#ḳwy fuˁla(t) msd.] güç, kuvvet

kuvvet

Ar ḳuwwa(t) قوّة z [#ḳwy fuˁla(t) mr.] güç Ar ḳawiya قوى zgüçlü idi, güçlendi

kuymak

≈ ETü kuyma 1. dökme metal, 2. dökme ekmek, lavaş ≈ Moğ koymag katmer, gözleme +(A)mAk

kuyruk

<< ETü kudruk kuyruk ≈ Moğ qudurga(n) 1. atın kuyruğundan geçen eğer kayışı, kuskun, 2. atın sağrısı

kuytu

Moğ qoitu art, gün görmeyen taraf, kuzey Moğ qoi- arka, art, geri

kuyu

ETü: [ Uygurca Maniheist metinler, <900]
teriŋ kuḏuġ [derin kuyu] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kuḏuġ [[kuyu. ḳuyuġ bunun başka telaffuzudur.]]

<< ETü kuduġ kuyu ≈ Moğ qudug/quddug a.a.

Not: Karş. ETü koḏıġ "aşağı". ETü koḏ- "koymak, indirmek" fiili ile sadece türevlerde görülen *kuḏ- "dökmek" biçiminin eşdeğer olduğu düşünülebilir. Kuyuya suyun "dökülerek" dolduğuna dikkat edilmelidir.


05.03.2020
kuyum

ETü kuy- dökmek +Im << ETü *kud- ≈? ETü kod- koymak, bırakmak

kuyut

Ar ḳuyūd قيود z [#ḳyd fuˁūl çoğ.] koşullar, bağlar Ar ḳayd قيد z [t.]

kuz

<< ETü kūz güneşsiz yer, gölge

kuzen

Fr cousin amca, hala, dayı veya teyze oğlu << Lat consobrinus hala veya teyze oğlu Lat con+ sobrinus kızkardeşin ailesi, kızkardeş çocuğu << HAvr *swésr̥-iHno-s (*swésr̥-īno-s) HAvr *swésōr kızkardeş

kuzey

ETü kuz güneş almayan yer, dağın gölgeli yanı +(g)Ay