lakayt

laik

Fr laïque kilisenin kamu yönetiminden uzaklaştırılmasını savunan ≈ Fr laïc rahip olmayan << OLat laicus rahip olmayan EYun laïkós λαïκός zhalka ait, halktan EYun laós λαός zhalk, kamu +ik°

lain

Ar laˁīn لعين z [#lˁn faˁīl sf.] lanetli Ar laˁana لعن zlanetledi

lak1

Ar/Fa lāk لاك zHindistan'a özgü bir tür zamk ve bundan elde edilen parlak kırmızı boya Hind lakh a.a. Sans lākşā/rākşā लाक्षा za.a. Sans rac-, rāg- boyamak

lak2

onom dil şaklatma sesi, sıvı çalkama sesi ≈ Ar laqlaqa(t) çok konuşma sesi

lakap

Ar laḳab لَقَب z [#lḳb faˁal ] künye, unvan

lakayt

bīkayd [ Meninski, Thesaurus, 1680]
bī-ḳayd: solutus sive vinculis, sive curis [zincirden veya dertten azade]. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
lāḳayd: ilişiksiz, deynsiz [borçsuz] [ Sait Faik Abasıyanık, 1942]
Tünel'e mecburen binen adamın lakaydisi [kayıtsızlığı] ve sıkıntısı

Ar lā ḳayd لا قيد zkayıtsız, bağlı olmayan

 , kayıt

Benzer sözcükler: lakaydî, lakaytlık


12.05.2015
lake

Fr lacqué [pp.] lak cilası ile cilalanmış Fr laque Hindistan'dan gelen parlak bir tür bitkisel cila Port laca a.a. Hind lakh a.a.

lakerda

Yun lakérda λακέρδα zpalamut veya orkinos tuzlaması ≈ Lat lacerta 1. kertenkele, 2. bir tür deniz balığı, belki istavrit

lakırdı

onom lak/lakır dil şaklatma sesi, su sesi +tI

lakin

Ar lākin/līkin لاكن zamma (bağlaç)

lakonik

Fr laconique az konuşan, ketum EYun lakōnikós λακωνικός zSparta'ya ilişkin, Sparta'lı öz Lakōnia Sparta kenti +ic°