mahya

mahsus

Ar maχṣūṣ مخصوص z [#χṣṣ mafˁūl mef.] ayrılmış, ayrı, ayrık, özel Ar χaṣṣa خَصَّ zseçti, ayırdı

mahşer

Ar maḥşar محشر z [#ḥşr mafˁal iz/m.] kalabalık yer, kıyamet, kıyamette ölülerin toplanacağı yer Ar ḥaşara حشر ztoplandı, kalabalık idi

mahur

Fa māhūr ماهور zİran ve Türk musikisinde bir makam öz māhūr Şiraz yakınında bir ilçe

mahut

Ar maˁhūd معهود z [#ˁhd mafˁūl mef.] tanınan, bildik Ar ˁahida عَهِدَ zısmarladı, sözleşti, şart koştu

mahv

Ar maḥw مَحْو z [#mḥw faˁl msd.] yok olma, silinme Ar maḥā مَحَا zyok etti, sildi

mahya

"yapının taşıyıcı direği" [ Cafer Efendi, Risale-i Mi'mâriyye, 1614]
ṣulb Arabīdir, Fārisīde mâzû, Türkīde âmme māhiye derler. māhiye [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
māhiye: (Farisī 'māh' ismine Arabī yā-i nisbet ilhakıyla te'nisden mütevellid galatı fahiş tabirdir) 1. Aylık, maaş, 2. Minareler arasına iple kandiller asarak teşkil ettikleri yazı veya şekil.

Fa māhī aya mensup, aylık Fa māh ماه zay

 mah

Not: Şemseddin Sami'ye göre Farsça sözüğe Arapça +iyye takısı eklenerek yapılmış Türkçe türevdir. Ancak "taşıyıcı direk" anlamında halen kullanılan mahya sözcüğünü bu şekilde açıklamak güç görünüyor.


20.03.2015
mahzen

Ar maχzan مَخْزَن z [#χzn mafˁal iz/m.] hazne, depo Ar χazana خَزَنَ zdepoladı

mahzun

Ar maḥzūn محزون z [#ḥzn mafˁūl mef.] üzülen, üzgün Ar ḥazana حزن züzdü

mahzur

Ar maḥḏūr محذور z [#ḥḏr mafˁūl mef.] sakınılan veya korkulan şey Ar ḥaḏira حَذَرَ zsakındı, korktu

mail1

Ar māˀil مائل z [#myl fāˁil fa.] meyleden, eğilimli Ar māla مال zmeyletti, eğildi

mail2