mecaz

mebde

Arapça bdA kökünden gelen mabdaˀ مبداء z "başlama yeri, orijin, köken" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça badaˀa بَدَأَ z "başladı" fiilinin mafˁal vezninde ismi zaman ve mekânıdır.

meblağ

Arapça blġ kökünden gelen mablaġ مبلغ z "varılan yer, tutar, toplam" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça balaġa بَلَغَ z "ulaştı, erdi" fiilinin mafˁal vezninde masdarıdır.

mebus

Arapça bˁs̠ kökünden gelen mabˁūṯ مبعوث z "gönderilmiş kişi, delege, elçi" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça baˁaṯa بَعَثَ z "1. gönderdi, delege etti, 2. diriltti" fiilinin mafˁūl vezninde edilgen fiil sıfatııdır.

mebzul

Arapça bḏl kökünden gelen mabḏūl مبذول z "cömertçe verilen, saçılan" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça baḏala بَذَلَ z "cömertçe harcadı, saçtı, kurban etti" fiilinin mafˁūl vezninde edilgen fiil sıfatııdır.

mecal

Arapça cwl kökünden gelen macāl مجال z "1. dolaşım alanı, oyun sahası, arena, 2. kapsam, güç, takat" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça cāla جَالَ z "döndü, dolaştı" fiilinin mafˁal vezninde ismi zaman ve mekânıdır.

mecaz
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

"yalan" [ Kutadgu Bilig, 1069]
tapuġsuz ḳul atı macāz ol ḳamuġ [ibadetsiz kulun adı bir yalandır, yani 'kul' adı yerinde değildir] [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
mekr ü ḥīle zerḳ ü inkār u mecāz [ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
mecāzī dostlığı idegör ki, yani yalandan dostlucak it, kayırmaz [ Meninski, Thesaurus, 1680]
mecāz: Metaphora.

Köken

Arapça cwz kökünden gelen macāz مجاز z "1. geçit, köprü, 2. asıl anlamından başka anlamda kullanılan söz" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça cāza جَازَ z "karşıya geçti" fiilinin mafˁal vezninde ismi zaman ve mekânıdır.

Daha fazla bilgi için cevaz maddesine bakınız.

Ek açıklama

Anlam için karş. Eski Yunanca metaphora "öte-geçme" > "mecaz, metafor". Karş. al-macāzu ḳanṭaratu'l-ḥaḳīḳati "mecaz, hakikatin köprüsüdür".

Benzer sözcükler

mecazen, mecazî


25.06.2015
mecbur

Arapça cbr kökünden gelen macbūr مجبور z "1. kaynaştırılmış (kemik), 2. zorla yapıştırılmış veya bir araya getirilmiş, zorlanık" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça cabara جبر z "zorladı, güç gösterdi" fiilinin mafˁūl vezninde edilgen fiil sıfatııdır.

meccanen

Arapça maccānan مجّاناً z "bedava olarak" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça mcn kökünden gelen maccān مجّان z "bedava, karşılıksız" sözcüğünün zarfıdır. Bu sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen mggānā מגנא z sözcüğünden alıntıdır. Aramice/Süryanice sözcük Akatça aynı anlama gelen magānnu sözcüğü ile eş kökenlidir.

mecelle

Arapça cll kökünden gelen macalla(t) مجلّة z "rulo şeklinde kitap, volüm, her türlü kitap" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen məgīllāth מְגִילָּת z sözcüğünden alıntıdır. (Kaynak: Jastrow, Dict. of the Targumim, Talmud Bavli etc. sf. 729.) Bu sözcük Aramice/Süryanice gallā גַּלָּא z "yığın, yığılma, üst üste binme" fiilinden türetilmiştir.

mecidiye

(ˁAbd) el-mecīd "Osmanlı padişahı (h. 1839-1861)" özel adından +īya(t)1 ekiyle türetilmiştir. Bu sözcük Arapça mcd kökünden gelen macīd مجيد z "yüce, şanlı, övülen" sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcük Arapça macada مجد z "şanlı idi, yüceldi" fiilinin faˁīl vezninde sıfatıdır.

meclis

Arapça cls kökünden gelen maclis مَجْلِس z "oturum veya oturacak yer, sohbet toplantısı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça calasa جَلَسَ z "oturdu" fiilinin mafˁil vezninde ismi zaman ve mekânıdır.