merkep

meridyen

Fr méridien boylam, güneşin öğle vakti ulaştığı açı Lat meridies öğle vakti Lat *medidies § Lat medius orta Lat dies gün

merih

Ar mirrīχ [#mrχ] Mars gezegeni

merinos

Fr mérinos İsp merinos Kuzey Afrika kökenli bir koyun türü öz Merinos Merinîler, 13.-15. yy'da Kuzey Afrika'da hüküm süren Berberi hanedanı

meritokrasi

İng meritocracy yetenekli seçkinlerin egemen olduğu sistem İng merit yetenek, haslet Fr mérite a.a. Lat meritum [pp. n.] a.a. Lat merēre hak etmek, layık olmak +()t°

merkantilizm

Fr mercantilisme tüccar zihniyeti, eski bir ekonomik öğreti İt mercantilismo a.a. İt mercante tüccar, pazarcı +ism° İt mercare satmak, ticaret etmek +ent°

merkep

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
birisi hayvān-durur merkeb içün [binmek için] [ Meninski, Thesaurus, 1680]
merkeb pl. merākib: Vehiculum, jumentum, currus, navis [taşıt aracı, at veya eşek, araba, gemi]. [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
merkeb: 1. Nakil için binilecek şey. 2. Bilhassa gemi, sefine. 3. Türkîde eşek.

Ar markab مركب z [#rkb mafˁal iz/m.] (ata ve arabaya) binme, binek Ar rakaba رَكَبَ z(ata ve arabaya) bindi (≈ Akad markabtu binek, araba Akad rakābu binmek )

 rikâp


20.07.2015
merkez

Ar markaz مَرْكَز z [#rkz mafˁal iz/m.] dairenin merkezi, orta nokta Ar rakaza رَكَزَ zdirek dikti, mızrak sapladı

Merkür

Fr Mercure 1. bir gezegen, Utarit, 2. simya terminolojisinde civa Lat Mercurius eski Roma'da çarşı tanrısı, bir gezegen ≈ Lat mercatus belli aralarla kurulan çarşı, panayır

mermer

(≈ Ar/Fa marmar مرمر zmermer ) Yun mármaron μάρμαρον za.a. << EYun mármaros μάρμαρος zparıldayan taş, a.a. EYun marmaírō μαρμαίρω zparlamak, parıldamak

mermi

Ar marmī مرمى z [#rmy mafˁūl mef.] atılan, fırlatılan Ar ramā رمى zattı, fırlattı

merserize

Fr mercerisé [pp.] soda ile işlenerek parlatılmış yün İng mercerise yünü soda ile parlatmak öz John Mercer İngiliz boya sanayicisi (19. yy) +ise-