mersiye

mermi

Ar marmī مرمى z [#rmy mafˁūl mef.] atılan, fırlatılan Ar ramā رمى zattı, fırlattı

merserize

Fr mercerisé [pp.] soda ile işlenerek parlatılmış yün İng mercerise yünü soda ile parlatmak öz John Mercer İngiliz boya sanayicisi (19. yy) +ise-

mersi

Fr merci teşekkür sözü << OLat merces, merced- rahmet, bereket ≈ Lat merces, merced- ödül, bedel, ücret

mersin1

Yun myrsíni μυρσίνι zAkdeniz bölgesine özgü bir bitki, myrtus communis << EYun múrsinos/mýrsinē μύρσινος zmersin tanesi EYun múrtos μύρτον zmersin bitkisi

mersin2

≈? Yun smýrina σμύρινα z1. yılan balığı, 2. mersin balığı (acipenser sturio), özellikle havyar mersini << EYun múraina/smúraina μύραινα/σμύραινα zyılan balığı (Kaynak: Chant sf. 722.)

mersiye

[ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
her söz ki ayıdasın medḥde yā ġazelde yā hecvde yā tevhīdde yā mers̠iyede yerli yerince söyle

Ar marṯiya(t) مرثية z [#rs̠w mafˁila(t) msd.] ölen bir kişiye methiye, ağıt Ar raṯā رثا zağladı, ağıt düzdü


22.05.2015
mert

Fa/OFa mard مَرد zadam, insan, erkek << EFa martiya- ölümlü varlık, insan (≈ Sans mārtyá मार्त्य za.a. ) << HAvr *mór-to- a.a. HAvr *mer-2 ölmek

mertebe

Ar martaba(t) مرتبة z [#rtb mafˁala(t) iz/m.] basamak, paye, binek taşı, (mec.) rütbe Ar rataba رتب zdik durdu, dikeldi

mertek

Fa mardak مردك z [küç.] adamcık, hayvan yavrusu Fa mard مرد zadam +ak2

mesabe

Ar maṯāba(t) مثابة z [#s̠wb mafˁala(t) iz/m.] dönülen yer, referans noktası, menzil Ar ṯāba ثاب zdöndü, geri geldi

mesafe

Ar masāfa(t) مسافة z [#swf mafˁala(t) iz/m.] uzaklık, yolculuk menzili Ar sāfa ساف zkokladı