mest2

mesmu

Ar masmūˁ مسموع z [#smˁ mafˁūl mef.] işitilen, duyulmuş Ar samaˁa سَمَعَ zduydu, dinledi

mesnet

Ar masnad مسند z [#snd mafˁal iz/m.] dayanılan yer veya şey, dayanak, arka, 2. oturma yeri, taht Ar sanada سنود zdayandı

mesnevi

Ar maṯnawī مثنوى z [nsb.] her iki mısraı birbiriyle kafiyeli beyitlerden oluşan manzume Ar maṯnūˀ مثنو z [#s̠ny mafˁūl mef.] ikilenmiş, ikili Ar ṯanā ثنا zikiledi, ikiye katladı

mesrur

Ar masrūr مسرور z [#srr mafˁūl mef.] neşeli, sevinçli Ar sarra سَرَّ zsevindi, güldü

mest1

Fa mast مست zsarhoş << Fa *mayaste ميسته z

mest2

"ceylan derisinden iç ayakkabı" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
ceyrān derisi üzre mesḥ itmeği Resūl-i kibriyā sünnet idüp (...) Ebū Hüreyre keçi derisüŋden mest yapup [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
mest: Yekpare yırıksız lâpçin; mesh kabul eder ayakkabı. Farisîde mes. Sarı mest: papuç.

≈ Fa mas مس zİslam geleneğinde mesh kabul eden bağcıksız ayakkabı Ar masḥ مسح zmesh

 mesh


13.09.2017
mestur

Ar mastūr مستور z [#str mafˁūl mef.] setredilmiş, örtülü Ar satara سَتَرَ zörttü

mesul

Ar masˀūl مسؤل z [#sAl mafˁūl mef.] 1. kendisine soru sorulan kimse, 2. sorulan şey, soru, sorgu Ar saˀala سأل zsordu

mesut

Ar masˁūd مسعود z [#sˁd mafˁūl mef.] bahtlı, mutlu Ar saˁada سَعَدَ ztalihi yaver gitti

meşakkat

Ar maşaḳḳa(t) مشقّة z [#şḳḳ mafˁala(t) msd.] zahmet, sıkıntı Ar şaḳḳa شَقَّ zyardı, böldü, zahmet ve sıkıntı verdi

meşale

Ar maşˁala(t) مشعلة z [#şˁl mafˁala(t) msd.] ışıma, ışık kaynağı, çıra Ar şaˁala شعل zışıdı