nahak

nafi

Ar nāfiˁ نافع z [#nfˁ fāˁil fa.] yararlı Ar nafaˁa نَفَعَ zyaradı, yararlı oldu

nafile

Ar nāfila(t) نافلة z [#nfl fāˁila(t) fa. fem.] gerekenden fazlasını yapma, gereksiz şey Ar nafl نفل zfazladan yapılan şey

nafiz

Ar nāfiḏ نافذ z [#nfḏ fāˁil fa.] nüfuz eden, etkili Ar nafaḏa نَفَذَ zgirdi, nüfuz etti

naftalin

Fr/İng naphtaline petrolden elde edilen kokulu bir madde (İlk kullanım: John Kidd, İng. kimyacı (1775-1851).) EYun náphtha νάφθα zneft, ham petrol Aram nephṭā נפטא za.a.

nağme

Ar naġma(t) نغمة z [#nġm faˁla(t) mr.] melodi (Ar naġama نغم znağme söyledi, tatlı ve yumuşak sesle konuştu ) ≈ Süry nāˁamtā ܢܠܡܬܐ zmelodi, tatlı ve yumuşak ses ≈ İbr/Aram nāˁam נעם zsevimli ve hoş olma, tatlı sesle şarkı söyleme

nahak

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
hem görür nāḥaḳı hem görür ḥaḳı

Fa nā-ḥaḳḳ ناحقّ zhaksız

 na+, hak1


13.05.2015
nahıl

Ar naχl نخل z [#nχl faˁl ] hurma ağacı

nahif

Ar naḥīf نحيف z [#nḥf faˁīl sf.] zayıf, çelimsiz Ar naḥufa نحف zzayıfladı, arık ve çelimsiz idi

nahiv

Ar naḥw نحو z [#nḥw faˁl msd.] 1. taraf, yön, usul, metod, 2. (Arapça dilbilgisinde) sözdizimi, sentaks Ar naḥā نحا zkastetti, yöneldi, yol gitti

nahiye

Ar nāḥiya(t) ناحيّة z [#nḥw fāˁila(t) fa. fem.] taraf, yöre Ar naḥā نحا‎ zyöneldi, bir yöne gitti

nahoş

Fa nāχʷoş ناخوش zhoş olmayan