nekropol

nekahet

Ar naḳāha(t) نقاهة z [#nḳh fiˁāla(t) msd.] hastalıktan iyileşme Ar naḳaha نقه ziyileşti

nekes

Fa nākas ناكس z1. hiç kimse, 2. alçak, hor, avam, seçkin olmayan kişi Fa nā+ kas كس zkişi

nekr(o)+

Fr nécro+ İng necro+ [bileşik adlarda] ölü EYun nekrós νεκρός zölü, ceset << HAvr *nek-ro- HAvr *nek-1 ölmek

nekre

Ar nakra(t) نكرة z [#nkr faˁla(t) mr.] bilinmeyen şey, belirsizlik Ar nakara نكر zbilmedi, inkâr etti

nekrofil

Fr nécrophile ölü sevici

nekropol

[ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
nekropol: Büyük şehirlere mahsus vasî mezarlık.

Fr nécropole ölüler kenti, antik mezarlık EYun nekrópolis νεκρόπολις za.a.


06.11.2013
nekroz

Fr nécrose doku veya hücre ölümü EYun nekrósis νεκρόσις zölüm hali EYun nekróō νεκρόω zölmek +osis

nektar

Fr néctar çok leziz içki, çiçek veya meyve özü EYun néktar νέκταρ ztanrıların ölümsüzlük içkisi, ab-ı hayat İbr/Aram *yayin niḳṭar יינ נקטר zreçineli şarap İbr niḳṭar נקטר zreçinelendirilmiş, tütsülenmiş İbr/Aram ḳāṭar קטר zhalkalandı, dumanı tüttü

nektarin

İng nectarine bir tür havsız şeftali <? İng nectar mitolojide tanrıların içeceği, meyve veya çiçek özü +in°

nem

Fa nam نم zyaşlık, yaş (isim ve sıfat) ≈ Ave nab-/namb- a.a. << HAvr *nebʰ- yaş, rutubet, ıslaklık

nema

Ar namāˀ نماء z [#nmw faˁāl msd.] artış, bereket Ar namā نما zarttı, çoğaldı, bereket buldu