parantez

paramiliter

Fr paramilitaire «yan-asker», ordu dışı askeri güç Fr para+1 militaire asker

paramparça

§ Fa pāra پاره z Fa pārça پارچه z

parankima

Fr parenchyme ak ve karaciğer, böbrek, dalak gibi organların dolgu dokusu EYun parénχyma παρένχυμα za.a. (İlk kullanım: Erasistratos, Yun. hekim (MÖ y. 330-250).) EYun parenχéō παρενχέω ziçini (bir sıvı ile) doldurmak +ma(t) EYun para+1 enχéō ενχέω za.a. EYun en+ χéō χέω zbir sıvı dökmek, akıtmak

paranormal

İng paranormal bilinen doğa yasalarına uymayan Fr/İng para+1 normal kurala uygun

paranoya

YLat paranoia aklını yitirme, irrasyonel korku EYun para+1 noía νοία zanlama, idrak etme EYun nóos νόος zakıl, izan, idrak +ia

parantez

[ Cumhuriyet - gazete, 1932]
Daha doğrusu binlerce senelik Türk'ün hayatında Gazi Osman bir parantez açtı ve Gazi Mustafa Kemal bir parantez kapıyor.

Fr parenthèse, parenthet- 1. gramerde yan cümle, 2. tipografide ayraç işareti EYun parénthesis παρένθεσις zyana koyma, kenara koyma EYun para+1 énthesis ένθεσις zkoyma, yerleştirme EYun en+ thésis θέσις zkoyma

 tez2

Bu maddeye gönderenler: antrparantez


13.01.2015
parapet

İt parapetto «göğüs siperi», kale burcu korunağı, taraça korkuluğu § İt parare korumak İt petto göğüs (<< Lat pectus, pector- a.a. )

parapleji

Fr paraplégie felç, özellikle belden aşağısını etkileyen felç EYun paraplēgía παραπληγία za.a. EYun paraplḗks παραπλήξ zinme inmiş, felçli +ia

paraşüt

Fr parachute «düşme-korur», a.a. (İlk kullanım: 1777 François Blanchard, Fr. mucit.) § Fr parer yardım etmek Fr chute düşüş (<< Lat caduta a.a. Lat cadēre düşmek +()t° )

paratoner

Fr paratonnerre yıldırım düşmesine karşı düzenek (İlk kullanım: 1773 Barbeu Du Bourg, Fr. çevirmen.) § Fr para- «koruma» ve «yardım etme» anlamında önek Fr tonnerre yıldırım, gök gürlemesi (Lat tonitrus gök gürlemesi )

paravan

Fr paravent rüzgâr kesen, rüzgârdan koruyan İt paravento a.a. § İt parare korumak İt vento rüzgâr