pat2

pastörize

Fr pasteuriser [den.] yüksek ısı vererek sütteki mikropları öldürmek öz Louis Pasteur Fransız bilim adamı (1822-1895) +ise-

paşa

<<? Fa pādişāh hükümdar

paşmina

İng pashmina bir tür ince yünlü kumaş Fa paşmīne پشمينه zher çeşit yünlü Fa/OFa paşm پشم zyün +īn

pat(o)+

Fr/İng patho+ [bileşik adlarda] acı veya hastalık EYun páthos πάθος z [dev.] duygu, özellikle acı veya acıma duygusu EYun pásχō πάσχω, παθ- zhissetmek, acı duymak << HAvr *kʷn̥dʰ- HAvr *kʷendʰ- acı çekmek

pat1

onom yassı şeyle vurma sesi, patlama sesi

pat2

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
pat: aster envaından yassı çayır çiçeği, kasım çiçeği. (...) frenk patı, saray patı. kasımpatı [ İbrahim Alaattin (Gövsa), Yeni Türk Lugatı, 1930]
kasımpatı: sonbaharda açan bir çiçek, krizantem.

?

Benzer sözcükler: kasımpatı


09.01.2019
pat3

Fr pat satrançta beraberlik ≈ İt patta/patto 1. anlaşma, ittifak, 2. oyunda beraberlik << Lat pactum anlaşma

patates

Yun patátes πατάτες z [çoğ.] Yun patáta πατάτα zkökleri yenen bir bitki, solanum tuberosum İsp patata tatlı patates, ipomea batatas Taino batata a.a.

patavatsız

?

pate

Fr pâté [pp.] ciğer ezmesi Fr pâte ezme, bulamaç << OLat pasta

paten

Fr patin 1. bağcıksız ayakkabı, terlik, 2. buzda kayma ayakkabısı Fr patte ayak tabanı, ayak