perçem

penye

Fr peigné [pp.] taranmış, taranmış yün veya pamuk Fr peigner taramak << OLat pectinare [den.] a.a. Lat pecten tarak << HAvr *pek-2 taramak

pepe

onom peltek konuşma sesi

pepsin

Fr pepsine sindirimde rol alan enzim Alm Pepsin a.a. (İlk kullanım: 1835 Theodor Schwann, Alm. doğa bilimci .) EYun pépsis πέψις zpişirme, sindirme +in° EYun péptō πέπτω zyemek pişirmek, sindirmek +sis << HAvr *pekʷ- pişirmek

per+

<< HAvr *per- 1. ön, öte, 2. ödemek, satmak, 3. öne atılmak, tehlikeye girmek

perakende

Fa parāganda پراگنده zdağınık, saçılmış, parça parça OFa pargandan (etrafa) dağıtmak, saçmak (Kaynak: D-M sf. 268)OFa per+2 *gandan saçmak

perçem

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
beçkem [[Savaş sırasında savaşçıların ayırt edilmesini sağlayan ipekten ya da yak kuyruğundan yapılan bir tür simge. Oğuzlar buna berçem der.]] TTü: "saç kâkulü" [HüsD-TS <1520]
siyeh perçemlü yalın yüzlü dilber

Fa parçam پرچم zbaşın büyük bölümünü kazıtarak salınan at kuyruğu şeklindeki saç [esk.], mızrağın ucuna takılan at kuyruğu, tuğ, sancak § Fa par kanat Fa çamīdan چميدن zsalmak


26.08.2017
perçin

Fa parçīn پرچين z1. kıvrık, çengel, 2. çakıldıktan sonra ucu kıvrılmış çivi Fa parçīdan Fa çīdan, çīn- چيدن, چين zkıvırmak, burmak

perdah

Fa pardāχt پرداخت zbitim, cila, finiş Fa pardaχtan, pardāz- پردختن, پرداز zsona erdirmek, bitirmek, oldurmak, düzmek, (bir şeyi bir şeye) koşmak, süslemek, hayata geçirmek, vs. ≈ Ave para-tak- ileri-koşmak Ave per+2 tak-, taç- koşmak, koşturmak

perde

Fa parda پرده z1. örtü, kapı veya çadır örtüsü, yüz örtüsü, 2. müzikte perde << OFa pardag a.a.

pereme

Yun pérama πέραμα zgeçit, nehir veya liman geçişinde kullanılan sal EYun peraióō περαιόω zkarşıya geçirmek, iletmek +ma(t) << HAvr *per-eyo- a.a. HAvr *per-2

perende

Fa paranda پرنده zuçan, uçucu, kanat çırpan Fa par-andāχtan پرنداختن zuçmak, kanat çırpmak § Fa par پر zkanat Fa andāχtan, andāz- أنداختن zatmak