plasman

planya

Fr plane ahşap yüzeyini düzlemeye yarayan marangoz aracı [İt pialla] << OLat plana/planula Lat planus düz, yassı

plase

Fr placé [pp.] 1. yerleştirilmiş, bir yere konmuş, 2. at yarışlarında ikinci favori Fr placer yerleştirmek << OLat platiare [den.] a.a. Lat platea alan, meydan, yer

plasebo

İng placebo deney amacıyla verilen etkisiz ilaç Lat placebo memnun edeceğim Lat placēre memnun olmak, hoşuna gitmek, tatmin olmak << HAvr *pl(e)Hk- (*plāk-) yaymak, yatmak, yassılmak

plasenta

YLat placenta Lat placenta yufka, pide EYun plakóeis, plakoent- πλακόεις, πλακοεντ- z

plasiye

Fr placier piyasacı, seyyar satıcı Fr placer pazarda satmak

plasman

[ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
plasman: Yerleştirme. Satma. Bir sermayeyi faiz getirecek tarzda kullanma.

Fr placement yerleşim, konum Fr placer yerleştirmek +ment°

 plase


06.03.2013
plaster

İng plaster macun, özellikle yara örtücü macun, yakı << OLat plastrum a.a. EYun émplastron έμπλαστρον zyakı, macun, kalıba dökülen şey EYun en+ plássō πλάσσω, πλαστ- zbiçimlendirmek, kalıplamak +tēr

plastik

Fr plastique 1. kalıplı, biçimli, 2. kalıplanabilen, biçim vermeye elverişli, 3. sentetik polimer, sentetik polimerden mamul EYun plastikós πλαστικός zkalıplı, biçimli EYun plássō πλάσσω, πλαστ- zbiçimlendirmek, kalıba dökmek +istik°

platform

Fr plate-forme 1. mimaride plan, taslak [esk.], 2. yükseltilmiş düz zemin, kaide, taban § Fr plate düz, yassı (<< OLat plattus a.a. ) Lat forme kalıp

platin1

Fr platine ak altın adı verilen değerli metal YLat platinum a.a. (İlk kullanım: 18. yy Antonio de Ulloa, İsp.) İsp plata gümüş +in° << Lat plancta dövülmüş, döverek tabaka haline getirilmiş (metal) Lat plangere, planct- dövmek

platin2

Fr platine İng platten yassı plaka Fr plat düz, yassı << OLat plattus a.a. EYun platýs πλατύς za.a.