sadır

sadakat

Ar ṣadāḳa(t) صداقة z [#ṣdḳ faˁāla(t) msd.] sadıklık, dostluk Ar ṣadaḳa صَدَقَ zsadık idi, dost idi

sadaret

Ar ṣadāra(t) صدارة z [#ṣdr faˁāla(t) msd.] mecliste veya protokolde öncelik, saygınlık Ar ṣadara صَدَرَ zöne çıktı, ileri geldi, kaynaklandı

sade

Fa sāde ساده zkarışmamış, süssüz

sadet

Ar ṣadad صدد z [#ṣdd faˁal ] maksat, ilgi, konuyla ilgili olma ≈ Aram #ṣdd צדד zgözünü dikme, bir konuya yoğunlaşma

sadık

Ar ṣādiḳ صادق z [#ṣdḳ fāˁil fa.] güvenilir kimse, dürüst Ar ṣadaḳa صَدَقَ zdürüst idi, dost idi

sadır

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
ṣādır olmak elden ü dilden

Ar ṣādir صادر z [#ṣdr fāˁil fa.] kaynaklanan Ar ṣadara صَدَرَ zkaynaklandı

 sadr


29.04.2015
sadizm

Fr sadisme acı vermekten (cinsel) haz alma öz Marquis de Sade Fransız yazar (1740-1814) +ism°

sadme

Ar ṣadma(t) صدمة z [#ṣdm faˁla(t) mr.] çarpma, vurma, darbe Ar ṣadama صدم zçarptı

sadr

Ar ṣadr صَدْر z [#ṣdr faˁl msd.] 1. göğüs, 2. (mec.) bir şeyin başı, suyun kaynağı, mecliste baş köşe ≈ Ar ṣadara صَدَرَ zbaşladı, kaynaklandı

sadrazam

§ Ar ṣadr صدر z [#ṣdr] 1. göğüs, 2. bir şeyin başı, suyun kaynağı, lider Ar aˁẓam أعظم z [#ˁẓm afˁal kıy.] en yüce, çok büyük (Ar ˁaẓīm [sf.] yüce, büyük )

saf1

Ar ṣāfi, sāf صَافٍ z [#ṣfw fāˁil fa.] temiz, halis, arı Ar ṣafā صَفَا zsaf ve duru idi