saf1

sadır

Ar ṣādir صادر z [#ṣdr fāˁil fa.] kaynaklanan Ar ṣadara صَدَرَ zkaynaklandı

sadizm

Fr sadisme acı vermekten (cinsel) haz alma öz Marquis de Sade Fransız yazar (1740-1814) +ism°

sadme

Ar ṣadma(t) صدمة z [#ṣdm faˁla(t) mr.] çarpma, vurma, darbe Ar ṣadama صدم zçarptı

sadr

Ar ṣadr صَدْر z [#ṣdr faˁl msd.] 1. göğüs, 2. (mec.) bir şeyin başı, suyun kaynağı, mecliste baş köşe ≈ Ar ṣadara صَدَرَ zbaşladı, kaynaklandı

sadrazam

§ Ar ṣadr صدر z [#ṣdr] 1. göğüs, 2. bir şeyin başı, suyun kaynağı, lider Ar aˁẓam أعظم z [#ˁẓm afˁal kıy.] en yüce, çok büyük (Ar ˁaẓīm [sf.] yüce, büyük )

saf1

[ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
ol ṣāfī yalıŋ [saf ateştir] saf [ Meninski, Thesaurus, 1680]
sāfī: Clarus, purus, probus, verus. (...) sāfī su, sīm-i sāfī, sāfī dil [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sāf: Safi, halis, temiz, berrak, pak, sadık. saf derūn, saf dil.

Ar ṣāfi, sāf صَافٍ z [#ṣfw fāˁil fa.] temiz, halis, arı Ar ṣafā صَفَا zsaf ve duru idi

Not: Arapça imlada tenvin ile yazılır. Türkçe kullanımda saf (sıfat) ve safi (zarf) ayrışmıştır.

Benzer sözcükler: safiyane, saflaşmak, saflaştırmak, saflık, safoş

Bu maddeye gönderenler: safa, safderun, safdil, saffet, safi, tasfiye


08.02.2018
saf2

Ar ṣaff صَفّْ z [#ṣff faˁl msd.] sıra, dizi Ar ṣaffa صَفَّ zdizdi, düzdü, sıraladı

safa

Ar ṣafāˀ صَفَاء z [#ṣfw faˁāl msd.] temiz ve arı olma, manen saf olma, iç huzuru, mutluluk Ar ṣafā صَفَا zsaf ve duru idi

safahat

Ar ṣafaḥāt صَفَحَات z [#ṣfḥ çoğ.] düzeyler, düzlemler, sayfalar, safhalar Ar ṣafḥa(t) صَفْحة z [t.] +āt

safari

İng safari Doğu Afrika'da sürek avı Swa safari yolculuk, sefer Ar safar سفر za.a.

safderun

§ Ar ṣāf صاف ztemiz, saf Fa darūn درون zgönül, iç yüz