sahi

sağrı

<< ETü saġrı kalın deri, post

saha

Ar sāḥa(t) ساحة z [#swḥ faˁla(t) mr.] avlu

sahabe

Ar ṣaḥāba(t) صَحَابَةٌ z [#ṣḥb faˁāla(t) çoğ.] dostlar, özellikle Peygamberin dostları Ar ṣāḥib صاحب z [t.] dost

sahaf

Ar ṣaḥḥāf صحّاف z [#ṣḥf faˁˁāl mesl.] kitapçı Ar ṣaḥīfa(t) صحيفة zyazılı kâğıt, tomar, kitap

sahan

Ar ṣaḥn صحن z [#ṣḥn faˁl ] 1. düz ve geniş kadeh, çanak, 2. alan, avlu

sahi

[ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
Farḳ yok yaş birle kurı arasında, takı ṣaḥīḥ birle sınuk arasında [sağlam ile bozuk arasında] [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
Ben varayım sahih haber bileyim deyü geldim. [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
sahi: 1. Gerçek, doğru, 2. 'Doğrusunu söyle' anlamına. (...) sahici: Düzme olmıyan.

Ar ṣaḥīḥ صحيح z [#ṣḥḥ faˁīl sf.] sağ, sağlam, sağlıklı, gerçek Ar ṣaḥḥa صَحَّ zsağ ve sağlam idi

 sıhhat

Not: İlk kez 1920'lerde görülen sahi yazımı halen geniş anlamda kullanılırken, sahih varyantı "otantik, aslına uygun" anlamını kazanmıştır.

Benzer sözcükler: sahici, sahiden, sahih


20.08.2017
sahil

Ar sāḥil ساحل z [#sḥl fāˁil fa.] deniz kıyısı Ar saḥala سَحَلَ zyonttu, tıraş etti, erozyon yaptı

sahip

Ar ṣāḥib صاحب z [#ṣḥb fāˁil fa.] 1. yar, arkadaş, 2. efendi, malik, sahip Ar ṣaḥiba صحب zdost idi

sahn

Ar ṣaḥn صحن z [#ṣḥn faˁl msd.] 1. geniş ve yayvan yemek kabı, sahan, 2. düzlük, alan, avlu ≈ Ar sāḥa(t) [#swḥ] düz alan, meydan

sahne

Ar ṣaḥn صحن zsahanlık, düz alan

sahra

Ar ṣaḥrāˀ صحراء z [#ṣḥr faˁlā fem.] 1. kızıl sarı veya boz renk, 2. bozkır, çöl, ekilmemiş alan