sahil

saha

Ar sāḥa(t) ساحة z [#swḥ faˁla(t) mr.] avlu

sahabe

Ar ṣaḥaba(t) صحبة z [#ṣḥb faˁala(t) çoğ.] dostlar, özellikle Peygamberin dostları Ar ṣāḥib صاحب z [t.] dost

sahaf

Ar ṣaḥḥāf صحّاف z [#ṣḥf faˁˁāl mesl.] kitapçı Ar ṣaḥīfa(t) صحيفة zyazılı kâğıt, tomar, kitap

sahan

Ar ṣaḥn صحن z [#ṣḥn faˁl ] 1. düz ve geniş kadeh, çanak, 2. alan, avlu

sahi

Ar ṣaḥīḥ صحيح z [#ṣḥḥ faˁīl sf.] sağ, sağlam, sağlıklı, gerçek Ar ṣaḥḥa صَحَّ zsağ ve sağlam idi

sahil

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
yine göŋlüm mevci [dalgası] geldi sāḥile

Ar sāḥil ساحل z [#sḥl fāˁil fa.] deniz kıyısı Ar saḥala سَحَلَ zyonttu, tıraş etti, erozyon yaptı

Not: Anlam ilişkisi için karş. İng shore "deniz kıyısı" < shear "kırpma, traş etme".

Benzer sözcükler: sahil koruma, sahilhane


29.04.2015
sahip

Ar ṣāḥib صاحب z [#ṣḥb fāˁil fa.] 1. yar, arkadaş, 2. efendi, malik, sahip Ar ṣaḥiba صحب zdost idi

sahn

Ar ṣaḥn صحن z [#ṣḥn faˁl msd.] 1. geniş ve yayvan yemek kabı, sahan, 2. düzlük, alan, avlu ≈ Ar sāḥa(t) [#swḥ] düz alan, meydan

sahne

Ar ṣaḥn صحن zsahanlık, düz alan

sahra

Ar ṣaḥrāˀ صحراء z [#ṣḥr faˁlā fem.] 1. kızıl sarı veya boz renk, 2. bozkır, çöl, ekilmemiş alan

sahte

Fa sāχta ساخته z [pp.] yapılmış, yapma, mamul, düzme Fa sāχtan, sāz- ساختن, ساز zyapmak, uydurmak, imal etmek, düzmek +a << OFa sāχtan, saç- uymak, uygun olmak