sakal

sair

Ar sāˀir سائر z [#sAr fāˁil fa.] kalan, artan Ar saˀara سأر zkaldı, arttı

saka1

Ar saḳḳāˀ سقّاء z [#sḳy faˁˁāl mesl.] sucu, su veren Ar saḳā suladı, su verdi

saka2

~? Ar saḳḳāˀ sucu

sakağı

≈ ETü sakak çenenin alt kısmı, gıdı

sakak

<< ETü sakak çenenin altındaki sarkan kısım, gerdan << ETü *sarkak/*salkak ETü sark- +(g)Ak

sakal

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
sakak okşar sakal bıçar [çene okşar, sakal keser - atasözü] TTü: [ Ekşi Sözlük, 2000]
sakal: argoda rüşvet.

<< ETü sakal sakal

Not: Karş. Moğ saglaga "püskül" < sagsay- "kabarmak, tüylenmek". ETü sakız "ağaç kabuğunda oluşan reçine" sözcüğü ile ilişkisi düşünülebilir.

Benzer sözcükler: sakal-ı şerif, sakaldırık, sakallı, tekesakalı


25.09.2017
sakalet

TTü sakil yersiz, uygunsuz Ar ṯaḳīl ağır

sakar

<< OTü sakar hayvan alnında beyaz iz <? ETü sark-/salk-

sakarin

Fr/İng saccharin şeker yerine kullanılan bir madde (İlk kullanım: 1879 Ira Remsen ve Constantin Fahlberg, Amer. kimyacılar.) OLat saccharum şeker EYun sákχaron σάκχαρον za.a. (İlk kullanım: MÖ 325 Nearkhos, Büyük İskender'in Hindistan seferi dönüşünde.) Prakrit śakkharā a.a.

sakat

Ar saḳaṭ سَقَط z [#sḳṭ faˁal ] düşük, döküntü, hor, kıymetsiz şey Ar saḳaṭa سَقَطَ zdüştü

sakatat

Ar saḳaṭāt [#sḳṭ çoğ.] dökülenler, döküntüler Ar saḳaṭ [t.] +āt