saklambaç

saki

Ar sāḳī ساقي z [#sḳy fāˁil fa.] mecliste su veya içki sunan kişi (Ar saḳā su verdi, suladı ) Aram şāḳyā שָׁקְיא zvekilharç, şarap görevlisi ≈ Akad şāḳū a.a.

sakil

Ar ṯaḳīl ثقيل z [#s̠ḳl faˁīl sf.] ağır Ar ṯaḳula ثَقُلَ zağır idi

sakim

Ar saḳīm سقيم z [#sḳm faˁīl sf.] hastalıklı Ar saḳima/saḳuma سَقُِمَ zbozuldu, hastalandı

sakin

Ar sākin ساكن z [#skn fāˁil fa.] 1. oturan, göçebe olmayan, 2. hareketsiz, dingin, 3. Arap yazısında harekesiz, ünlüsü olmayan harf Ar sakana سَكَنَ zdindi, dinlendi, bir yerde ikamet etti

sakla|mak

<< ETü sakla- dikkat etmek, dikkatli olmak, muhafaza etmek ETü sak bilinçli, uyanık, aklı başında +lA- ETü sa- düşünmek +Uk

saklambaç

TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
saklanmak: (...) çocuklar saklanbaç oynamak

<< TTü *saklanmaç TTü saklan- +(A)mAç

 sakla-


05.10.2017
sako

Fr sacco gevşek ve şekilsiz palto İt sacco çuval bezi, çul, çuval << Lat saccus a.a. ≈ EYun sákkos σάκκος za.a. İbr/Aram şaḳḳ שַׁקּ za.a. ≈ Akad saqqu a.a.

saksafon

Fr/İng saxophone bir müzik aleti (İlk kullanım: 1841 Adolphe Sax, Bel. müzisyen (1814-1894).) § öz Sax EYun phonḗ φονή zses

saksağan

<< ETü saġızġan/sakızġan malum kuş, saksağan <? ETü *sakız- (kuş) şakımak? +(g)An

saksı

≈ ETü sasık kil çömlek <? ETü saz çamur, bataklık

sal

<< ETü sal platform, özellikle suda yüzen platform