sala

saksafon

Fr/İng saxophone bir müzik aleti (İlk kullanım: 1841 Adolphe Sax, Bel. müzisyen (1814-1894).) § öz Sax EYun phonḗ φονή zses

saksağan

<< ETü saġızġan/sakızġan malum kuş, saksağan <? ETü *sakız- (kuş) şakımak? +(g)An

saksı

≈ ETü sasık kil çömlek <? ETü saz çamur, bataklık

sal

<< ETü sal platform, özellikle suda yüzen platform

sal|mak

<< ETü sal- 1. sallamak, sarkıtmak, 2. bırakmak, azat etmek, göndermek

sala

[ Yunus Emre, Bütün Şiirleri, <1320]
geldi salacam sarılır, dört yana ṣalā virülür [ Erzurumlu Darir, Kıssa-i Yusuf terc., <1377]
çün gelüŋ χōna ṣalādur [sofraya buyurun, ibadettir] didiler / geldiler ilerü niˁmet yidiler [ TDK, Türkçe Sözlük, 2. Baskı, 1955]
salâ: Cuma nâmazından önce ve bazı yerlerde cenaze kaldırılırken minarelerde okünan salât. (...) salât: Peygamber Muhammed’e dua.

Ar ṣalā(t) صلاة z [#ṣlw faˁla(t) mr.] secde, secde ederek yapılan ibadet, namaz Aram ṣəlūthā/ṣəlawthā צְלוֹתָא za.a. (Kaynak: Jastrow sf. 1282.)Aram ṣəlā צְלָא z [#ṣly] eğilme, bükülme, dönme

Not: İslami tabir, İslam öncesi dönemde Hıristiyan ve Yahudi Aramcasında yerleşik olan sözcükten alınmıştır.

Benzer sözcükler: salât


29.09.2018
salabet

Ar ṣalāba(t) صلابة z [#ṣlb faˁāla(t) msd.] dik olma, direnç, metanet Ar ṣaluba صَلُبَ zdik idi

salah

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ faˁāl msd.] uyum, uzlaşma, barış ≈ Ar ṣalaḥa صلح zuyumlu idi, uydu

salahiyet

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ] uygunluk, uzluk, yararlık +īya(t)2

salak

TTü sal- +(g)Ak

salam

İt salame tuzlanmış et << Eİt salsame tuzlama, salamura Lat salsare [den.] tuzlamak +men Lat salare, sals- a.a. Lat sal tuz