salamanje

salabet

Ar ṣalāba(t) صلابة z [#ṣlb faˁāla(t) msd.] dik olma, direnç, metanet Ar ṣaluba صَلُبَ zdik idi

salah

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ faˁāl msd.] uyum, uzlaşma, barış ≈ Ar ṣalaḥa صلح zuyumlu idi, uydu

salahiyet

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ] uygunluk, uzluk, yararlık +īya(t)2

salak

TTü sal- +(g)Ak

salam

İt salame tuzlanmış et << Eİt salsame tuzlama, salamura Lat salsare [den.] tuzlamak +men Lat salare, sals- a.a. Lat sal tuz

salamanje

[ Recaizade Ekrem, Araba Sevdası, 1896]
salamanjede hemen üç çeyrek saatten ziyade bir vakıtden beri kendisine muntazır bulunan muallim

Fr salle à manger yemek salonu § Fr salle salon Fr manger yemek

 salon, manca


05.01.2015
salamura

Ven salamóra İt salamoria tuzlu suya yatırma [esk.] § Lat sal tuz Lat muria/muries salamura, turşu

salapurya

İt slabri Doğu Akdeniz'e özgü tek yelkenli balıkçı kayığı (Kaynak: LF sf. §604.)(≈ Fr slabre Kuzey Denizinde ringa balığı avında kullanılan bir tür tek yelkenli tekne ≈ Hol sloep a.a. ≈ EYAlm slaipfa çekici, trol )

salaş

Mac szállás ev Mac száll konmak, yerleşmek

salata

İt salata tuzlanmış sebze, turşu (mod. insalata) OLat herba salata a.a. Lat salare tuzlamak +()t°

salavat

Ar ṣalawāt صلاوات z [#ṣlw çoğ.] dualar, özellikle Hz. Muhammed'e edilenler Ar ṣalā(t) صلاة z [t.] dua, yakarış +āt Aram ṣalawthā צלותא za.a.